Câmiye Yardımmış!..

Sen tut cemaati sağmal sürüsüne çevir, durmadan cehennem dehşetiyle paniklet, sonra da daya yardım sandığını!… Çok yardım ettik hepimiz. Lakin artık on binlerce camimiz dört başı mamur olduğuna göre artık dönüp önce cemaatinden başlayıp çevresini kollaması icab etmez mi ey müslümanlar?

Yardımların en rahat toplandığı mahaller camilerdir. Niçin? Çünkü kalbi yumuşak insanlar toplanır orada, yahud bir nefs muhasebesiyle nefislerin gerilediği zamanlardır ibadet sonrası zamanları insanların. Bu halden elde edilecek imkanları sadece caminin maddesiyle, imam lojmanları (meşruta) ile sınırlandırmakta ısrar, safdil insan gözünde mabedi “ibadet yeri” olmaktan çıkarıp ya MABUD haline dönüştürüyor (bu da önemli bir problemdir), veya bu imkanı sırf camilerin inşaatına tahsis etmek cemaatin yardım duygularını törpülüyor, yardım toplayanlardan uzak bir yol seçmesine, yani mabedden soğumasına da sebeb oluyor. Bunlar çıplak gözle görülenler…

İmamlarımızın vazifesi sadece tapınma gereksinimimizi(!) karşılayıp cemaatin keselerine mi göz dikmektir. Onların İslam ahlakını temsil, komşu hakkını gözetme, cemaati teşkil ve tenvir vazifeleri yok mudur? Namaz kıldırma memurlarımızın biraz rahatı kaçar bizim teklifimizden; ama neylersiniz ki bu din de, cami de, memleketin gelecek kuşaklarının, fukarasının sorumluluğu da vicdan sahiplerinin ve irfan ehlinin omuzlarındadır.Vaz geçilebilir değerlerimiz değillerdir.

Burada ihtiyacı olan camilerin yardım istemesi tenkid edilmiyor… Camiyi toplumdan koparan bir bencillik vurgulanıyor. Cami de cemaatinin ahvalini bilip destek olmalı. Cemaatin gücü sırf bina yardımında kalmayıp gerçekten cemaat olunmalı. Cemaat de böylece tazelenir, mabediyle bütünleşir. Düşüncemiz cami ve imam aleyhtarlığı değil, tersine dini hayatı tahkim etmeye yenilemeye matuftur…

Reklamlar

Damlalar – 207

Bütün dinler aslında Aşk Dini… Aşk Dini’nden doğan kuru ve tarihsel şeriatler o Zatî Aşk’a ne lazım gelir ki!.. Aşk’ın ayak izleriyle oyalanan insanlık!.. Hikmet’i Hayy olanda aramayan, gönlündeki yanığın mâbûdu olduğunu bilmeyenlere bu anlatılsa da kâr eder mi ki! Hasretindeki hararetin O olduğunu söyleyenlerin derisini yüzegeldi insanoğlu…
Kesret olmadan, firkat duyuşu olmadan vuslat olur mu?

Sait Başer

Fotoğraf Güneş Par’a aittir.