Damlalar – 162

İnsan davranışı, yeni durumları, içine doğduğu tecrübe birikimi ışığında anlama ve halletme eğiliminden besleniyor. Bizim akıl dediğimiz şey büyük ölçüde budur. Kültür ise önemli oranda toplumsal tecrübe içeriği ile elimizin altındaki toplumsal akla (benzeterek bir eski isim ararsak, örf veya töre) tekabül eder. Biz günü yaşarken karşılaştığımız müşkülleri o birikimde bulunan benzer çözümleri şimdiye göçürerek yeniden formülleştirmekte, tekrar kavramlaştırmakta, ihtiyacımızı böylece karşılamaktayız. Ama şimdinin içinde, bir düşünce teknesinde yoğurmadan kültürü tabulaştırmak ve bu geçmiş zaman hayat formüllerine bağımlılık, en azından günü ıskalamak, yani zaman kaybetmek gibi bir olumsuzluğa sebebiyet veriyor.