FB_IMG_1516944115855

Bâkî’yi, beşer, her ne kadar etse de tenzîh

Fâniyyeti îcâbı eder kendine teşbîh!

 

diyen Âkif’in yakaladığı insanlık trajedisi üzerinden günaydın diyeceğim yârenler…

Başka tek mısrâı olmasaydı bile şu beyt onun önünde eğilmeye kâfî gelirdi…

Reklamlar

HASETÇİYİ DOST SANAN TAŞLAYICILARINI YANINDA GEZDİRİRMİŞ!

FB_IMG_1515912615333.jpg

Sevdiğimiz, takdirkârı olduğumuz insanların kanaat özgürlüğünü tanımıyorsak, dostluktan ne anladığımızı gözden geçirmemiz gerekmez mi?..

“Dost” saydıklarımızın kanaatleri kusurlu bile olsa, saygı duymak, ona dönük hukûkun gereği değil mi?

İlk uyumsuzlukta yıkılan ilişki dostluk olamaz.

Sevgiden mülkiyet iddiâsı çıkmaz,  çıkarılamaz!

Hele hele!

🙄

Adamınız sâdece vaz geçse gene şükredin. Bir de sahte bir merdânelikle karşınıza geçer ve sizin edebinize güvenerek,  mahremiyet zamanlarında öğrendiği sırlarınızı ifşâya başlar, hattâ bire bin katarsa?

Elindeki “bilgiler”le yetinemeyip, çevrenizdeki zayıf bulduğu âşinâlarla ekip kurup(!) zaaf toplarsa!?

El ne bilsin ne nedir?

Alın size dönük bir taşlama bölüğü hazırdır…

Boşuna:

“Size günah olarak duyduklarınızı nakletmeniz yeter” buyurmamış Hz. Rasûl…

Ya her duyduğunu gerçek sayıvermeye hazır “merhaba düşmanları”na ne diyeceksiniz?

Cebâb-ı Hakk cümlemizi dost kılıklı müzevirlerden muhâfaza buyursun.

*

Hayrınıza şer bulaşmasın, dostlarınız hakikatli olsun yârenler.

Günaydın efendim…

FB_IMG_1512884132211

Doğuş fevkalâde güzel bir şey.

Hayatın zuhûrunu seyir büyük zevk.

Şu goncadaki uyanış!

Hem varlığını idrakte, hem güzelliğini…

Çıkmış sahneye. Bakalım bülbül-i şeydâsını bulabilecek mi?

Ya şu insan evlâdı!

Hilkatin en azametli mesûliyetine doğduğuna uyanabilecek mi? Yoksa “hüsran ehli”ne karışıp tükenip gidenlerden mi olacak?

 

Güzel bir gören göz indinde güzel, sevgili bir  seven gönül bulursa sevgili… Gönül kıymeti bilmeyene varlık âfet,  hayat hüsran…

“Bilinme sevgisi, sevilme bilgisi…”

Neyse!

Muhabbet vâdîsine düşen kolay kolay çıkamaz. Sözü frenleyelim…

*

Bir tarafta o “Durmadan Doğuş”, diğer yanda tarihin yardımıyla anlamaya mahkum beşer.

Elindeki en önemli imkanı kavramları.

Ancak…

Kavramların anlamları da konjonktürel.

Onu doğuran zaman ve zemine göre biçimlenir.

Bâzen geçen zamanla, kavram, doğuş devri kavramsal muhtevâsının tam zıddı bir kutba yerleşebiliyor.

Bizim, kültürün güncellenmesi ihtiyâcımıza bir dil ve kavram güncellenmesi de dâhil.

İnsanımızın en esaslı, en çetin sınavı bu:

Doğmakta Olan ile eski doğuşlar arasındaki irtibatı görememek, kuramanak… Gördüğünü analiz edip hazmedememek…

Tefekkürü küfür sayan gelenek yakamızdan düşmeli artık, vesselâm…

 

*

Günaydın yârenler…

Çifte telli oynayan çiçek gördünüz mü?

FB_IMG_1511149095279

Çifte telli oynayan çiçek gördünüz mü?

🙂

Tabiata bakarken saygıyı elden bırakmamak şart. Öyle “ot, kök” deyip geçmemek lazım. Şundaki “akla” “bakar” mısınız?

Güzellik, muhabbet ve akıl kesinlikle akraba!..

*

Bakın Halil Cibran bir şiirinde neler söylüyor:

KENDİNİ BİLİŞ

Ve bir adam söyle dedi: “Bize kendini bilişden bahset.”

Ve o cevap verdi:

“Kalbiniz gecelerin ve gündüzlerin sırrını sessizce bilir.

Ancak kulaklarınız, kalbinizin bilgisini işitmek için deli olur.

Düşüncelerinizde dâimâ bildiğinizi, kelimelerde de bileceksiniz.

Rüyâlarınızın çıplak bedenine parmaklarınızla dokunabileceksiniz.

 

Ve böyle de olması gerekir.

Rûhunuzun saklı kaynağı yükselmeli

ve çağıldayarak denize doğru koşmalı;

ve o zaman, sonsuz derinliğinizin hazîneleri

gözlerinizin önüne serilecektir.

 

Ancak bilinmeyen hazinenizi tartmak için tartı aramayın;

ve bilginizin derinliğini değnekle

veya iskandil ipiyle ölçmeye kalkmayın.

Çünkü kişi, ölçüsüz ve sınırsız bir deniz gibidir.

’Tek doğruyu buldum’ değil, ’Bir doğruyu buldum’ deyin.

’Rûha giden yolu buldum’ değil,

’Kendi yolumda yürürken rûhu buldum’ deyin.

Çünkü ruh, her yolda yürür.

Ruh ne bir çizgi üzerinde yürür;

ne de bir kamış gibi dümdüz büyür.

Ruh, sayısız taç yaprakları olan

bir lotus çiçeği gibi açılır.”

*

Sabahımız hayr olsun azizler.

FB_IMG_1510637854086

Mülkiyet bir aldanış. Makam, ünvan, şöhret gibi tutunmalıklarımız ise çok daha serâba yakın.

Eninde sonunda o mevziî ilişkiler elden uçunca, bütün itibârını o nisbette bulanlardaki hüsran ne acıklıdır!

Bu hakikat önümüzde durup duruyor ve insanoğlunun her kuşağı bu rüyâya aldanışa gönüllü!

*

Daha ömrünün baharında, hiç bir bedele değişilmeyecek ömürlerini vatana, millet varlığına, en mühimi Cenab-ı Hakk’a adayıveren şehidlere biraz daha dikkatle bakmalı…

Her heveslendiğimizden uzak kalışta kahra bürünürüz, mahrumiyetlerle kahroluruz ya! İşte tam o vakitlerde aklımıza daima bedelsiz, adsız sansız o feragat erleri gelmeli.

Hayatlarında temel ilke olarak nisbetini Hakk’a tahsis edenler!..

Onlar ne bir bedel istediler ne makam…

Hakk’ın âgûşunda mestâne olmak, üzerine çok çok düşünülmesi gereken bir hal! Zaten 20 li yaşlarında canını ortaya koyan birisine kim, nasıl bir “bedel” verebilir?

*

Gençler ulu ataların öğüdüne açık olmalı ki arınsınlar. Doğru! Ama nice hırsına mağlup, toy ihtiyarın da o fidanlardan öğrenmesi gereken şeyler var…

*

Kahırsız, hüsransız, feragatin huzurunda günler diliyoruz ahbâba efendim.

FB_IMG_1510369831170

TÖRE’DEN İÇRE

Bir yüce Toy kurulur
Pîrler boy boy sorulur
Kor Kut Ata bir solur
Söyler Töre’den içre:

Hânım hey!

Şahitler şehid olsa
Körler otağa dolsa
Çöker  karanlık nöker
Peyler Töre’den içre

Hak tanımaz haşarı
Zalim fasık dışarı
Barınmasın aşırı
N’eyler Töre’den içre?

Töre’yle yürür hizmet
Töre’yle büyür millet
Türk olmak Törelenmek
Toylar  Töre’den içre

Bir  kimse kut bulsaydı
Bilge  kişi olsaydı
Kişi eli değen her
Şeyler Töre’den içre

Ahlakı Türk olunca
Hak yerini bulunca
Bilgeler baş köşede
Beyler Töre’den içre…

(Bu gün sabahlığımız şiir gibi olsa  kime ne!  🙂 )

FB_IMG_1510212322286

Ruh ufuksuz yaşamaz.
Dağlar ufkunda mehâbet,
Ova ufkunda huzur,
Deniz ufkunda tesellî duyulur.
Yalnız onlarda bulur ruh ezelî lezzetini.
Bu ufuklar avutur rûhu saatlerce, fakat
Bir zaman sonra derinden duyulur yalnızlık.
Ruh arar kendine bir ruh ufku.

(Y.Kemal-Ufuklar’dan)

“Önce yoldaş, sonra yol” derlermiş.
Yoldaşını bulana ne devlet.

Huzurlu, yoldaşlı, sevgili bir gün başı olsun yârenler.