Günaydın Yazıları – 134

 

“Ölüp ölüp dirilmek” deyimini bilirsiniz. İnsanların en değerli tecrübesi ölüp de dirilebilmek. Tabii mecaz bu tabir. Kasdını anlamazsak haksızlık yaparız.
Demek ister ki:
En öldürücü darbeyi yiyenlerde ara hikmeti!
Hele yeniden doğarcasına o harap ülkeyi mamur edecek takati gösterdiyse, gölgesine kur çadırını…
Çünkü “Ölmeden evvel ölmek” sırrı, bütün diğer kutlu sırlara açılan bir cümle kapısı.
*
Uzmanlıklara esir ulemadan hikmet sorma!
Sâhasının malumlarını tüketip, sınırlara ulaşan, keşfe çıkan o kadar az ki…
Zaten uzmanlık bir “bilinçli cehalet”e razı olmak… Bir de, o “az”ların arasında, hikmet denen hayat iksirine dokunanı bulmak…
Yılmadı, yıldırılmadıysa; gözü kamaşıp diz üstü çöke kalmadıysa, lâl olup ilelebet dilsiz kalanlara karışmadıysa…
*
İşte o öldürücü darbeye rağmen böğrünü tuta tuta haber getirenler yok mu!
İşte teşkil edilmiş, şeytanın bin defâ edisyonundan geçmiş metinlere, söylemlere esirlerin, o yaralı arslanların kükremesini duymasına imkan yoktur!
Duyabilen bir avuç ateşe müşteri pervane meşrep ise, edeple önüne diz çökmüşler…

Kör ve sağır hükmündekilerle, eline geçirdiği bir eski zaman hikmetine dâir kırık cümlelerin kibriyle başı bulutlara değenlerle, kibirlilerle müzâkere câiz değil!
Yarasından akan kanın sıcaklığı duyulmayan, “satıcılar”dan kaçmalı…
*
Biraz tezatlı anlaşılması arzusuyla söylemeli ki, ateşin düştüğü yerde olmak ve cürmü kadar yer yakmak lazım.

Ateşin edebiyatı başka, yangın yeri olmak başka. Ateş ol da yeter ki küçük bir kıvılcım ol!
O kıvılcımda güneşin haberleri var…
Buna mukabil, milyonlarca güneş kelimesi, yahut güneş resmi güneşten bîhaber, bir kıvılcıma mağlup…
Uyanıksanız, kıvılcımda yepyeni bir medeniyete vücut verecek mânâyı, enerjiyi, derinliği, toplumun geleceğindeki formasyonun prototipini bulursunuz: Yahyâ Kemal öyle biri…
*
Hayırlı sabahlar yârenler…

Reklamlar