62034517_2927849227230381_6826242375392690176_o“EVLÂDIM, ŞAHSİYAT YAPMA!”

Adam bir takım yanlış işlere girip çıkmıştır.
Onu o halleriyle bilip hükme varan kimse aleyhinde tavır alıp, ileri geri konuşur. Hükümleri gördüğü bağlamında doğrudur da!

Ama o fenâ halleriyle bildiği kişi, o pozisyonlara mecbûren girmiş ve bir daha bulaşmamıştır! Belki tövbe etmiştir, o halleri terk etmiştir. İsteyerek de işlese o meşûm fiilleri, Allah’tan veyâ kullarından korkmuş uzaklaşmıştır.

Cezâsını çekmiş, temizlenmiştir… vs. vs…

El’an menfî hükmünde ısrarcı olanlar mı Hakk’tadır, temizlenmiş olduğu halde suçlamalara muhâtap olan mı?

İtham sâhibi bir eski hükmün esîri olarak Hakk’ı ihlâl etmektedir! Üstelik Hakk’ı muhâfaza iddiâsıyle!

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm…
*
Adam, muhâtabını herhangi bir sebeple kıskanmaktadır.
Ancak akıllı bir adam hasedinin anlaşılmasını ister mi?
Pusuya yatmış, muhâtabının yanlış görünümlü bir durumunu beklemiştir yıllarca. Aleyhte tezvîratla o kişinin aleyhine dönebilmek için meşrû görünümlü bir sebep aramıştır. Bulduğuna kanaat getirdiği anda da avazı çıktığınca ifşaata(!) başlamıştır…

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm…
*
Adam çok meraklıdır!
Tecessüsüne mânî olamamaktadır.
Muhâtabı parlak bir kariyer sâhibidir ve onu alçalttığı takdirde kendisinin yükseleceğini zan etmektedir.

Bilmez ki, Hakk indinde, başkalarının alçaltılması diğerini yükseltmez!

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm
*
Adam bir ömür sûret-i Hakk’tan görünmüş, maalesef verdiği görüntüye rağmen Hakk’ın lutuflarına kanaat etmemiştir!
Bir herc ü merc sahnesinde Hakk ile bâtılın ayırdımı zorlaşınca, bâtıl yoldan umduğuna ulaşmak adına, mâsum veyâ ferâset ehli insanlara sû-i zanda bulunarak üste çıkmaya çalışmaktadır…

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm…
*
Adam hüsn-i zan ehlidir!
İyi niyetle bir düşküne el uzatmıştır.
Hüsn-i zanna muhâtap olmadan tükenmiş ömründe bu fırsatı yakalayan “düşkün” kimse, o yardım gayretini kendi fenâlıklarına taraftarlık gibi sunmuş ve muhâtabına şantaja girişmiştir!
Muhâtap garip, ferâset gösterip ilişkiyi zamanında kesemeyince de o fenâlıkların yarattığı tepkilere mâruz bırakılmıştır!

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm…

*
Merhum Hocam Hayri Bilecik derdi ki:
“Oğlum!
İnsanların özel hallerini ve geçmişlerini tecessüs etme.
Belki bir hatâ bulursun birisinde. Ama o tövbe edip kurtulduğu halde, sen o eski bilginin izinde kalakalır, o fenâlığın vebâlini kendi üzerine geçirmiş, müfterî durumuna düşmüş olursun.
İnsanlara muâmelende, davranışını tecessüsle değil, hüsn-i zann ile ve dâimâ

‘mülâhazat hânesini boş koyarak’

ayarla.

İyi hal de fenâlık da geçici olabilir. O hallerine şâhid olduğun insanları ne müebbeden ibrâ, ne de müebbeden mahkûm et.

Davranışa teksif ol. Davranışı yargıla. İnsanı değil.

Sen iyiliğini anlatırken o kimse şaşırmış, kötülüğünü anlatırken de o kimse tövbekâr olmuşsa, arada sen yanarsın.

Allah cümlemizin akıbetini hayr eylesin”

Eğer bir bahtım varsa işte bu “insan adam”a rastlamamdır.
Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve mağfireti o ULVÎ ADAMın üzerine olsun…

Âmin…

8 Haziran 2017

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s