“ÂTEŞ KESİLÜR GEÇSE SABÂ GÜLŞENİMİZDEN…”

56866429_2831176786897626_5890372605071851520_nBâzen pek çok şeyi bir çırpıda deyivermek istersiniz. Bir hamlede, uzatmadan! Söz uzadıkça ifâdedeki yoğunluğun düşmesine râzı olamazsınız. Öyle anlaşılıyor ki edebiyat tarihimizde bu duyguya kapılan pek çok söz sultanı var.
Mısrâ-ı berceste söyleme geleneği o duyuşun ortak tezâhürü sayılmalı…

Şu “sultanca” beyte bakar mısınız:

Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilür geçse sabâ gülşenimizden

Şâirimiz, Sultan II. Selim!
“Sultanca” deyişim vâkıâ yâni.
Şu beytin “ne üzerine” konuştuğunu apaçık bir iddiâyla aktarmak mümkün mü?
Devlet işleri mi, bir onmaz gönül sızısı mı, vicdan azâbı mı, anlayışsız devlet ricâline sitem mi?..
Ama hangi temayı merkeze alırsanız alın, Sultan’ın gönül dünyasındaki yangına düşmeniz mukadder.
İşte o hesap:
“-Serçenin kırk türküsü varmış, kırkı da darı üzerineymiş” mazmununca bizim de çok uzatmadan içimizi dökme arzusu duyduğumuz demler gelir.
Konumuz dâimâ ve her zamanki gibi gene “darı”dır!
Çünki çok söz derdin yakıcılığını dağıtacaktır!
Öyle demlerde:

“-Tek cümle söylesek de muhâtabımız bizden ârif oluverse…”
hayıflanmasına yenik düşeriz…
…ve:

“-Taassuba mağlup ve menfaatçi dostla, küfrün aldatıcı pırıltılı ambalajlarıyla sarılı ihâneti arasında sıkışmak!”

desek de yâr da ağyâr da anlayıverse!

Buradan sonrası dost kıran güzergâhı ise de gayrı bize gerekmez.
Burası sükût vâdîsinin eşiği…
Cenâb-ı Hakk’a sığınır, O’nu vekil kılarız…

Sabahın hayrı üzerimize olsun yârenler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s