İSTİĞNÂ, ÂRİFİN NÂMUSU!

52896894_2753185884696717_5323335887189180416_n

Ârif adam, bir bakıma, kendinde nefsinden dolayı bir değer gör/e/meyen adamdır. Dolayısıyla nefsin rezilliklerinden başını kaldırıp da etrafa caka satacak hali nereden bulsun?

O sefil taleplerden yaka silkerken, gene onu azdıracak talepler için kime yalakalık edebilecektir?

İstiğnâ (dünyaya tokluk) denen şey, bu hâle hâriçten bakanların gördükleri resmin adı!

Müstağnî irfan ehli, tabiatıyle dünyevî iktidar sâhipleri(!)ne de boyun eğemez. Zaten eğmek de istemez.

Gel gör ki, o muktedirler, elde ettikleri iktidar için hangi kapılarda kimlerin gözüne girmek adına kaç perende attıklarını hiç unutamadıklarından, böyle müstağnî irfan sahiplerinin tok gözlülüklerini kıskanırlar.

En azından saygılı bir gıbta ile bakmaktan geri duramazlar.

İşte, talebini Rezzak’tan isteyeceği yerde, böyle yeryüzü saltanatlarına yakınlıklardan istihsâle çalışan parazit, bedavacı veyâ hikmet câhili kimseler, umduklarına nail olabilmek için yakınlaşmanın binbir yolu üzerine düşünerek ömür tükete gelmişlerdir. Fakat bu tür ilişkilerde nasıl bir “ödünç kaşınma” veya “al gülüm ver gülüm” mantığı işliyorsa, alanın bir gün aldığını vermek zorundalığı varsa, isteyiciliğe aracı kılınanlara da o süflî hukuk bulaşır.

Kendi nefsinden bîzar ârife, bir dünya muktedirinin kapısından birileri adına isteyicilik rolü düşürmeyi de pek biliriz!
😑

Üstelik kendi adına istek kapılarına baş çevirmekten geri duran ârif, başkası nâmına istediklerini kendi adınaymış gibi mütâlaadan sıyrılalamaz ve eğer dilekleri tahakkuk ederse, o muktedire ebediyyen borçlu hissetmekten kendisini kurtaramaz!..
Nimeti aktardıklarından ise ömür boyu bedel istemek gücünü kendinde bulamaz…

O, “Aldığını asla unutma, verdiğini derhal unut!” ilkesini ezberden değil, candan öğrenmiştir çünki…

İşte şu kahpe fânîdeki en zor borç, ârifânın aracılık borçlarıdır.

O sebeple, o tür insanlardan ellerinde olmayanı talep etmemek, irfâna ilk adımlardan sayılmak gerek.

Müstağnî kişinin âfeti, kendi adına dünyaya metelik vermezken, etraftaki ihtiyaçlı tâlipler adına dünya ehline temennâ olagelmiş…

Çevrenin bitip tükenmez çile ve mahrumiyetlerinden de kendi mesulmüş gibi kıvranan ârifânın nâzenin ruhlarına saygılı olunmasını temin ne güç iştir!
😓
“Rızâ”yı tanımayan insanlar, kendilerine bir çileyse, etraflarındaki vicdanlara iki defâ dert olup çıkarlar!

İrfâna ulaşmak bir mesele, onu nefsinden korurken, etraftaki nefsânîlerden korumak daha da çetin bir mesele vesselâm…

Demler safâlı, vaktiniz bereketli olsun azizler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s