Günaydın Yazıları – 132

VİCDANDA DUYDUĞUMUZ KİŞİLİK!

FB_IMG_1505627135424

“Benim” diyebileceğin neyin var?

Çevrene ve hayatına bak. Ne senin?

“Benim” demenin anlamı ne?

“Benim” olması, o şeye “hükmetmek, kullanabilmek, kendine bağlı tutmak” filan gibi haller değil mi?

Kendime sahip miyim de, etrafa sahip olma çabasındayım? Kendine sahip ol/a/mayanın diğer şeylere sahipliği???

“Kendim” nedir?

Sahip olan o “şey”, derinlerden öznelik iddiası güden o şey nedir, kimdir?

Şu beden çerçevesinde bulduğum o “kendiliğim”, her fırsatta bedenime de mülkiyet sigasıyla sesleniyor:

“Elim, ayağım, gözüm, kulağım, ciğerim, böbreğim, kalbim, beynim…” diyor!

🙂

Daha tuhafı: “Canım, gönlüm, ruhum…” bile diyor.

Bunları “diyen özne” “nereden” konuşuyor arkadaş?

Benim saf saf bunca mülkiyeti kendisine izafe etmeye çabaladığım, uğrunda rahatına yıllarımı verdiğim bedene, o kalkmış “benimsin” diyor!

Bedenimin ise ne bir itirazı ne bir idraki var! Ha ölü ceset, ha diri ceset!

Peki bedenim senin de, ya “sen” kimsin ay arkadaş?

Sen kimsin? Kimsin?..

🙂

Hani insanın “şurası” yanar ya bâzen!

Doktora seslenir zâlim âşık: “Elini kalbime koy doktor, nabzımı bırak!”…

🙂

Kalpten kasdı anladınız tabii…

Adamın vicdânı rahatsız.

Vicdan acıyınca bizim “kendiliğimiz”i hissediş yoğunluğumuz artıyor galiba! Yoksa günahlar, hatâlar, tökezlemelerimiz, haksızlıklarımız bizim “kendimiz”e gelmemizde, yâni vicdan kılıklı kişiliğimizle göz göze gelmemizde(!) bir görev mi yapıyorlar?

*

Bu durakta birkaç nefes almalı! Vicdan acıyınca kendimize gelmek durağında…

*

🙂

İyi ki vicdanımız var! O olmasaydı neye benzerdi âdemzâdeler acaba?

Amma ve lâkin bu vicdan da ele avuca sığmıyor ki!

O kadar “uygarlaştık”, gene de bir “vicdan hastahânesi” yok insanlığın!

Bir vicdan doktorluk okulu yok!

Bir “vicdanla tanışma” programı yapılmamış daha!

Hem ana özne vicdan hem de hakkında iki cümle laf edecek durumda değiliz?

Şu ilim fen çağında!..

“Amerikalılar bulunca anlarız” diyenlere sözüm, orada bu nesneden zırnık bulamayacakları…

🙂

Kendimde gözlemim: Bu vicdan, üzerine yük almak istemiyor arkadaş. Ne mal ne mülk ne mülkiyetin herhangi bir türüyle bağlanmak istemiyor. Başkaları üzerine yolsuz yordamsız hükümranlıklar kursak bile, ardından derhal acımaya başlıyor “bir yerler”(neresi demek yasak). Sızım sızım sızlamaya başlıyor.

Hepimiz onu kendimizde kendimiz bulmaya mahkûmuz. Hem de Hakk’a saygıyı yitirirkenki an’da acıyla, veyâ Hakk’ın hakkını verdiğimiz demde ferahlarken!

Bilmesek de görmesek de… O biz! Biziz…

Nerede durduğuna dâir fikrimiz olmasa da, iyi ki var…

*

Hayırlı sabahlar yârenler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s