Günaydın Yazıları – 130

“HERKESİN ŞİMDİSİ” Mİ?…

 

facebook_1505283455258

Alâka ve sevgilerimizin diriltici, hattâ var edici tesirini pek göremiyoruz. İnsan yaşarken, zamanını her daim o anda, herkeslerin şimdisinde sansa da, böyle bir süreklilik yok! .

Herkesin şimdisi?!

Veya şöyle söyleyelim: Herkesin ortaklaşa yaşadığı “şimdiler” sanıldığı kadar çok değil. Dahası, mutlakçı bir yaklaşıma uydurursak gözümüzü, belki de bir ortak şimdi yok bile desek, kim karışır keyfimize!

Şimdilerimizi alâkalarımızın yoğunlaştığı yerlerde biz yaratıyoruz. Sevdiğimiz, duyduğumuz çerçevelere hayat veriyoruz yani.

Âşık Veysel’in:

Güzelliğin on par’etmez

Şu bendeki aşk olmasa

mısraları, “zamanın içini dolduran o şey”e dâir de bir ölümsüz mânâ vâdîsini işaret ediyor. “Yaratılmış” bir vaktin çocukları, aynı tik-takları dinleyen kulaklar da olsak; bambaşka idrakler, tempo ve akış hızlarıyla, ümitler veya hüsranlarla dolduruyoruz o tik-takların içlerini… Ruhlarımızda esen rüzgarlar zamanın mânâsına dönüp duruyor…

Hemen yanıbaşımızda kopan sayısız kıyametten de habersiziz, gözümüz önünde gerçekleşen nice ba’s ü bâdelmevtten de.

..

Niye?

Çünki herbirimiz bambaşka bir aşkın, alâka veya emelin hülyâsındayız da ondan.

Bu standardçı eğitim ve toplumsallık sopaları başımızın üstünde ne kadar dönerse dönsün, ruhlara mutlak mânâda hükmetmek de bir aldanış. Muhakkak ki, standardizasyon programları bizim hayatımızdan çok şeyi alıp götürüyor, kişilik hakkımızı kullanmaya izin vermiyor. Doğrudur. Ancak insan hülyâları, beklentileri, kavrayış yöntem ve hızları da  mutlak anlamda kontrol edilemiyor…

 

Sevimli Erzurumlunun her bir olumsuzluğu “Amerikan işi”ne bağlamasındaki komplocu psikolojiye bile bir ölçüde hak vermemek imkansız.

Lâkin her insanın kendisine has bir şimdisi var!

En standart uygulamaların elemanı bile olsa, insanın hayatı durmaksızın bir farklılaşma hikâyesidir. Yaşayacaksa farklılaşacak.

Tüketim toplumu koordinatörlerine bile yaşayan insanlar gerekiyor. Ölüler kimsenin işine yaramadığı gibi, modern çağ büyücülerinin hesabına hiç gelmez.

Hilkat ile boğuşmanın uzun vâdede galibi yok!

 

Her rûhun bu imkanla geldiğine uyanmak da bir dem meselesi sanırım.

Dileyelim ki, uyanmanın vakt-i merhûnunda olalım…

Tanrılık kompleksine düşmediysek bizim korkmamıza gerek yok. İnsanlığın kaderine hükmetme iddiâsındakilerin bu yalın gerçeğe uyanması ne acılıdır kimbilir!

🙂

Biz oralarda durmuyoruz nasılsa. Günaydınımızı sunalım değil mi efendim?

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s