Damlalar – 562

Aradan çok zaman geçmedi bu yazı satırlara döküleli. Bir sevgili dost “yetmez” deyince de şöyle cevap verdim:
” Haklısınız ….. Paşam. Yetmez… Ancak asıl öfkem iktidara değil, muhalefetedir. Gerçek değerlerle ortaya çıksalar, ehil sözcülerle millete seslenseler, kamuoyuna ulaşma çaresizliğini yenmeyi düşünmek yerine sızlanıp durmasalar, sahte malın pazarda tutunma şansı olamazdı!
Konfiçyüs’ün nefis cümlesiyle:
“Bir mumun ışığı, oda dolusu karanlığı yer bitirir!”
CHP’den derde dert katma dışında bir hamle potansiyeli beklemek hayalciliktir. Asıl büyük mesuliyet ötekinde!
Özsüz söylem ve eylemleriyle halkı çaresiz bıraktılar. Liyakatsizliklerinin iktidarı aratacağını o kadar net mesajlarla gösterdiler ki, devlete sahip çıkma endişesiyle millet bu iktidarın süresini uzattı.
Daha da uzatacağını görmek için strateji dehası olmak gerekmiyor bendenize göre!”

ÖZNE OLMAK MI, ŞARK KURNAZLIĞI MI? Yeniden tarihte ve coğrafyada “özne” olmaktan söz etmek prim yapıyor! Tabiî, konuya kamuoyu talebi bulunduğuna işareti sebebiyle müsbet bir hal bu. Ancak, özne olmak için “kendisi olma iradesi” taşıma mecburiyeti var. Biz kendimiz miyiz? Üzerimizdeki kırk yamalı bohçalara dönmüş, kat kat ideoloji ve kimlik gömlekleri dururken, yani başka akıllara tebaiyyet devam ederken bu mümkün mü? Özne dediğiniz “öz” tecrübesi bağlamında öznedir. Toplumsal ortak kimliğin en temel yapıcı teorisini taşıyan Töre’den bîhaber, îtikadının mânâ ve önemini hiç düşünmemiş, îtikadın temelde bir “ontoloji” demek olduğuna akıl erdirmeyi denememiş, çok özel bir varlık tasavvuruna bağlı olarak kurulmuş bir medeniyetin çocuğu olduğunu unutmuş entelektüel zümresiyle “özne” olmak!… Ontik kimliklerin boğuştuğu bir coğrafyada etnik kimlik kavgası yaptığını sananlarla hem de! Kaçımız o “öz tecrübe”yi tanıyor, o tecrübenin eseri olan ontolojiyle organik bütünlüğünü koruyan fikirler üretebiliyoruz? Kaçımız kararlarımızın, hayatımızı yönlendiren süreçlerin sahibiyiz ve sorumluluğunu yüklenmiş durumdayız? Hep “köyün delisi”ni bekledik asırlardır, asıl derman olacak “söz”ü söylesin diye. smile ifade simgesi Tabii, “Akıllı, lafını deliye söyletir” formülü işledi asırlardır bu toplumda. El’an da öyledir… Önce tâbî olduğumuz kimlik kurucu akıllardan sıyrılmak, sonra delice sınavların sevkiyle fıtratımızın rağmına girdiğimiz mesleklerin ömür törpüsü mutsuzluklarından arınmalı değil miyiz? Kendi kişiliğinde mesud olmadan, “mesleğinde süluk etmeden”, ürettiğine sahip çıkmak nasıl bir paradoksa eteğimizi kaptırdığımızı anlatmıyor mu? *** Anlamanın bir yaratma cesareti gerektirdiği âşikârken, ardınızdaki ekibin idare-i maslahatçı, dogmatik tutumuyla mı “özne”liğe soyunuyorsunuz Sayın Davutoğlu? *** Sayın Başbakan’a “özne olmanın şartları”ndan bahsedecek bir “âkildâne” danışmanı da mı yoktur?!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s