“Mâlâyâni Kalbi Öldürür!”

Tabii ölü bir kalbden kasıt, bencilliğine hapsolmuş bir kişiliğe gönderiyor bizi. Mâlâyâni kelimesine merhume İlhan Ayverdi:
“MÂLÂYÂNİ:
(ﻣﺎﻻﻳﻌﻨﻰ) sıf. ve i. (Ar. mā “şey” ve lā-ya‘nі “bir şey kastetmez, amaçlamaz” ile mā-lā-ya‘nі)
1. Mânâsız, faydasız söz veya iş: Kaçan imdi gönlünde kasâvet bulsan ve bedeninde hastalık bulsan ve rızkında haram bulsan ve mâlında ziyân bulsan belki mâlâya’ni söylemektendir (Ahmed Bîcan). Eyleme ehl-i salâha ta’nı / Söyleme cehl ile mâlâya’nî (Yahyâ Bey’den). Bize böyle latîfeler etmeyin çocuklar. Bizim vazîfemiz bu gibi mâlâyâni ile meşgul olmamıza müsâit değildir (Burhan Felek).
…”
açıklamasını getirmiş.
Kalpte mâlâyâni olmadan evvel ne vardır ki, yerine mâlâyâni geçince kalp ölmektedir?
Bu sualin cevabı için: “…boş söz, manasız iş” tarifiyle, yaratacağı sonuçlara dâir Ahmed Bîcan’ın verdiği açıklamaya dikkat kesilmek lazım…
Edebteki, kendini Hakk’ta bilme/bulma duyuşundaki sabırla ve emniyetle hikmete talip oluşun insana kazandırdıklarının muhafazası, bu zelil edici mâlâyâni sığlığının kaybettirdiklerine karşı teyakkuza bağlı görünüyor.
Bugünlerde toplum önderlerimizdeki sığ ve seviyesiz söylemler bizi yeniden düşündürüyor. Hep bir ağızdan toplumumuzun değerlerine saygı ifadeleri, içi boş teranelere dönüşürken, o “değer”lere gerçekten sıdk u sadakatle sarılmanın lüzumu ortadadır…
***
Yazıya başlık yaptığımız “Mâlâyâni kalbi öldürür” ibaresi bir hadis-i şerif.
Kalbi ölmüş kimse ne sevgi, ne saygı, ne iffet, ne namus, adalet, feragat ve hattâ ne de iman… hiçbir ulvî değerin taşıyıcısı olamaz. Halkımızın “yalakalık” veyâ “yılıklık”, “sululuk”, “mayasızlık”… addettiği o zilletten her birimizin kaçınmamız şarttır; ancak önde yürüyenler için bu şart “elzem” bir şahsiyet unsuru olarak dikkate alınmalıdır. Hele toplumun kaderine hükmedenler, karar ve tutumlarının toplumda ma’kes bulmasını, kök salmasını sağlamak zorunda iken, kale alınmama sonucu verecek bu söylem ve davranış çizgisinde ısrar ederlerse, asla istemeyecekleri bir “manevî intihar öncülüğü” yapmış olurlar.
Değerler, hamâset nutuklarının sıradanlaştırmasından da korunmalı!
“Ciddiyet ve zarâfet” asıldır, lâtîfe bile arada bir olursa tebessüme yol açar. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s