Kendimizi İnşa Etmek, Yaratmak Zorundayız!

Yıllardır ezber tekrarını aşmayan, aşamayan kalıp söz, davranış, bilgi “ve Öğrenme”(!)lerden muztaribiz. Ezber kalıplarımız; eğitim sistemi, medya ve geleneğin ortak telkinlerinden ileri geldiği için de o ezber dünyalarındaki benzerlikler, bizde “anlama” ve tefekkür faaliyetlerinde, şuur uyanışında sanki kollektiflik mümkün, dahası mecburiymiş gibi bir ​​zanna yol açıyor. Anlama ve inanç değerlerimize gene ortak isimler takılmış olması, toplumda sanki standart bir anlama mümkünmüş gibi kabullenilmesine yol açıyor; kitlesel ve homojen elemanlardan oluşan bir toplum projesi de o bağlamda meşrulaşıyor tabii…

Birer sosyal hipnoz değeri kazanmış kavram ve solganların ağına takılan ortalama insan da gayet tabii genel insan psikolojisi, iç alemlerimizdeki öznellik, her anı başkalaşmaya mahkum duygusal yapılarımızı ıskalayıp, eski durum ve ihtiyaçların cevabı ve eseri olan o kalıplara vaktini, enerjisini tahsis ediyor. Yani eski meseleler kadar eski değerleri, cevapları da statikleştirip, basmakalıp kılarak kolaya kaçmayı bir hüner belliyor…

Bakın sosyal medya otoritelerimize! Çoğunun aynı tekrarlarla ahkam kestiklerini göreceksiniz. Oysa hem inanma hem anlama her birimizde kendimizin malzemelerimizle yönelişlerimizle ilgili olarak herkesin aklı ve duyuşları bağlamında özelleşiyor. Genel geçer veya standart bilgi, duygu, hikmet, inanış yok!

Olması bir mesele olmaması diğer bir mesele!

Çok kolayından hükümlerle “Efendim doğrular da belli yanlışlar da. Adamına göre inanış, düşünüş mü olurmuş?” ucuzluğuna tevessül eden çok “aydınımız” var hâlâ… Kimlik propaganda bombardımanları altında ömür tüketmiş insanlar başka nasıl davransalardı? Kişilik kazanmanın öznelliğe bağlı olabildiğine dikkat etmemişler ki!

Biz sosyolojikleşmiş yöneliş üslubumuzdaki yakınlıklar sebebiyle, mesela toplumca bir “ortak dinimiz” oldugunu fehm ediyoruz! Adam sayısınca, hattâ “nefesler sayısınca din algısı bulunduğu”nu hafsalamıza sığdıramıyoruz.

***

Anlama ve anlamlandırma işlemindeki başlıklar veya konular ne kadar aynı atıfları taşıyor olsa da her bir öznedeki “mahiyet” farklılaşıyor. Farklılaşmak hem mecburi bir ​​işlem.

Çarşambamız bereketli ve bize has oluşuyla duyulsun demek istemiştim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s