Damlalar – 509

Bâzen eski yolların vardığı, varacağı menzillerin artık mânâsı kalmayabiliyor. Hani Dertli’nin “Yavru gitmiş ıssız kalmış otağı…” deyişini bir hatırlayalım. Yollar ve menziller o “Yavru” sebebiyle kutluydu… Giden gitmiş, otağlar ve yollar anlamını kaybetmiştir; ancak insan psikolojisinde, hayatın ve varlığın durmadan değişen dönüşen hallerine tezat teşkil eden bir eğilim var: İnsanlar durağan, statik yapılarda daha rahat ediyorlar. Veya kolaylarına geliyor bir ezber güzergahta kalmak. 

Halbuki eski ezberlerin biçimlendiği haller geçmiş, o güzergâhın götüreceği bir merhale kalmamışsa, bir yeniden rota tashihinin vakti gelmişse, bunu geciktirmekle sadece ziyanımızı büyütüyoruz. Vakit kaybediyoruz.
Gerçi bencileyin ömrünün sonbaharındakiler bir Yahya Kemal duyuşunun zevkine fedâ edebilirler dünyanın dağdağasını, arayışlarını:
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.
Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.
Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.
(Y. K. Sonbahar’dan)
Ama bu hazin tablo biz istesek de istemesek de kapımızı çalacak. Belki: “Son nefesiniz gelmiş bile olsa…” diye başlayan hadis ve kelâm-ı kibarlara bakıp Şâir’in ruh ritminin tesirinden kaçmalı ve yeniden yeniden anlama ve tazelenme şartının teravetinde durmalı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s