Damlalar – 483

Kimbilir, belki de bütün hayatımız bir “şehadet hikayesi”nden ibaret!
Belki “Lailahe illallah”ın fiilî anlamı, hayat hikayemizdeki tecellileri toplamaktır!
Daha kabiliyetlilerimiz tarihi, hikmetin yekununu da toplama çabasında, onlara hürmetkârız elbette; lakin herkesin önünde, “okuyacağı”, okuyarak toplayıp, üzerine “Eşhedü…” diyeceği bir özel yekûn, bir şahsa ait tablo duruyor…
Bu şehadet ediş, öyle bir kurbiyet yaratmalı ki, şahid olduğumuz da bize hüsn-i şehadet eylesin…
Musalla taşına konduğumuz zaman, bizi uğurlayacak cemaate imam efendi tarafından sorulan: “Nasıl bilirdiniz?” sualini bir daha düşünmek şart!
Bu kavga ve itiş kakışlarla örselediğimizin aslî mahiyetinin “kim” olduğunu fark etsek kıpırdayabilir miydik acaba?

Bu durumda, Vaktin Hakikati’ne hısım olmaya uyandırmıyorsa, “günaydın”lar neyi aydınlatmış olur?
Boş boş lafcıklar, yerlerde sürünen ölü kelimelerden mamul maskeler neyi aydınlatabilir?!..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s