Damlalar – 484

“Teslimiyet” kavramı slm kökünden geliyor. Barışmak, tecelli ile hemhal olmak, onda gark olmak demek aslında. Tevhid ancak böyle idrak edilir, denilmek isteniyor. Lakin bizde bir garip tutum var ve çok yaygın. Teslimiyetin, aklı devre dışı bırakmak olduğu vehmi övülüp duruluyor…
Halbuki bu fakire göre teslimiyet bir “anlama hali” olmalıdır!
Anlama esnasında bir “kendini verme” kendinden geçiş, mânâ ile buluşma hali yaşanıyor ya, işte asıl “teslimiyet”i o anda aramak lazım.
Anlarkenki müstağrak oluşta! Gark oluşta… Özgürlük de, kişilik de, kulluk da… bu bağlamda değerli.
İnsan aslında aklıyla görür, şehadet eder! Körlüğe övgüyle varılan bir yer yok!
Yani bırakın akıl dışına hapsolmayı, bilakis bütün melekelerimizle tefekkür ederken o buluşma tahakkuk edebilir.
Başkaları farklı “düşünse” de, onları zorlayacak takatimiz de yok maalesef.
“Senin dinin sana, benim dinim bana!”
Bendenize göre, insanların dinleri de kendileri kadar! Kendileri, yani anlamaları kadar!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s