Damlalar – 446

 

10557201_592450790871742_2699126519791203029_n [1]Bilmek fiilinin derin anlamı: “Olarak, duyarak, bittecrübe ve bilfiil öğrenmişlik hali” demek. Bilhassa yardımcı fiil durumundaki kullanımlarda o derinlik ortaya çıkar.
Yapa-bilmek, ede- bilmek, duya-bilmek, düşüne-bilmek… gibi. Bir iktidar ve şuur kıvamının adı bu kelime. “Bilge” kelimesinin haber verdiği bir kıvam!
Ne dilimizden haberdarız ne düşüncemizden.
İki laf ezberlemek, hafıza, irfan ile hikmet ile bir sanılıyor. Laf bilmek sahiden “anlama, bilme” olsaydı, felsefe ve ilahiyat tedrisatından seri halde evliya ve filozoflar çıkardı.
Hele eze eze, ağlak cümleler teşkilini fikir ve sanat zannetmekteki zavallılık!..
Kendini kendinde bulup/bilme olgunluğuna ulaşıp, hazmetmeden; istikrarlı ve adil bir kıvama gelmeden o menzillerden haber taşıma rollerine soyunmak! Erbabı bir bakışta anlamaz mı sanılır ki?
Anlaması tecrübesindendir. Eslaf, Türk düşünce ve inanç modelini adlandırırken, fevkalâde isabetle: “İnsan-ı Kâmil” demiş.
Ne evliya, ne yarı tanrı ne bir mitoloji figürü… O “kamil” sıfatında durup uzun uzun düşünmek lazım.
İnsanlık çok nadir bir cevher vesselam…
Cenab-ı Hakk cümlemize nasib eylesin…
Eylesin de, o “nasib”deki nisbete de bizim talip olmamız, mucibince yönelmemiz gerek. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s