Damlalar – 397

Tabii “söz” de bizdeki eksiklik, acz ve çilelerin eseri olmalı. Anlamayla söz arasında mutlaka bir ontik zamandaşlık bulunmalı.
Eksiklik ve aczimiz, dolayısıyla da bunlardan doğan çilelerimiz olmasa anlama tahakkuk etmezdi ki. Farklarımız, bir yüzleriyle kıyaslarımızın ana malzemesi, yani düşünce ve anlama mülkünün kapılarını açan imkanlarımız olduğu kadar, öteki yüzleriyle zaaflarımızı teşkil ediyorlar.
Ya düşünemesek, anlıyamasak sevebilir miydik? Sevsek bile anlamasız sevgi ne kadar yeterdi bize?… O halde noksanımıza şükür, çilemize eyvallah!..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s