Damlalar – 394

Seveceksin, seveceksin, seveceksin…
Öfke ve nefretten Tevhid çıkmaz!
Öfkemizin muhatabı saydığımız cenah tevhidimizin dışında kalmaz mı? Kıskanma, hor görme, kibir, nefret, gurur… gibi menfi duyuşların esiri iken varlığa birleştirici nazarlarla bakılabilir mi? Tevhid’e çıkan tek bir visal yolu var: Sevgi!
Menfi duygular içinden bakanın varlık idraki, yarattığı “ötekiler” ile Tevhid’i kesrete çeviriyor.
Çokluk görüntüsünü “Bir” yapan yegane tutkal sevgi.
Aşk gelince bütün eksikler o sebeble tamam oluyor.
O sebeble “birbirimizi sevmedikçe” iman etmiş olmuyoruz.
O sebeble “vermek” de “hizmet” de birlik kapılarını açan sevgi tezahürleri.
Hizmet eden kimse, hizmetinde bulunduğu muhatapları kendinden sayıyor. Verdiğini yine bir “yabancı”ya değil, “kendinden” olana verdiğini duyduğundan Tevhid zevkine gark oluyor…
“Bir” olmanın sırrı, sevgini âleme teşmil edecek kadar büyük bir gönülle bakabilmek… 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s