Damlalar – 381

Ne yazılsa, eksik veya yanlış anlaşılma ihtimali bertaraf edilemiyor…
“Ben” dediğimiz hissemize düşen Hakk tecellisini, Hakk’a ircâ edebilsek, o artık bir nefs olmaktan çıkıp “kişilik” halini alacak.
Kişilik de Hakk’tır yani.
Hani arındıkça adı nefs iken “Bârekallah” olduğu söylenen o öz!
Buna mukabil, Hakk oluşu teslim edilemeyen benlik ile, (Hakk’ı hakikate uygun bile yansıtsa) hangi “kimlik”te karar edilirse edilsin, anlama o “çiğ ben”de cereyan edeceği için, Hakk’ı tanıma ve vüsul boş bir söylemden ibaret kalacak!
Yani kişiliğimizdeki “Aslî Özne”ye hakkı verilmeden Hakk’ı tanımak imkansız… Hukemânın, beşeriyete rahmet niyetine yazdıkları eserlerdeki tanıtıcı ifadeleri de, o “kendini Hakk’a vermemiş nefsce” anlaşılacağı için, gerçekten bir “Tevhid içre vüsul” daima hayal olarak kalacak…
Ben duyuşundaki tehlikeler ise, bizi kesretin kaotik ortamında, kah kibir kah zillet içinde yuvarlayıp duracak…
Anlama anlama anlama… Hulûs-ı kalple muhabbet, feragat ve arınma!..
Tarih boyunca başka yol bulunamadı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s