Türk Münevverinin Müşterek Fikir ve Îman Zemini

Sait Başer, “Türk Münevverinin Müşterek Fikir ve Îman Zemini” aynı adlı Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı 1987-1988 Açık Oturum Programı Takdim Yazısı, İstanbul, 1987, s.1-4

Kubbealtı Akademisi Kültür ve San’at Vakfı, 15 seneden beri düzenleyegeldiği akademik konferans serileriyle yurdumuzda güzel bir gelenek başlatmıştır. Bilhassa İstanbul’da zamanla teşekkül eden diğer kardeş kuruluşların da iştirâkiyle bu tür faaliyetlerin çapı hayli genişlemiş ve bir takım kültür muhitlerimiz teessüs etmeye başlamıştır. Artık bir çok millî kültür meselesi, değişik mahfillerde, muhtelif açılardan ele alınıp işlenebilmektedir.

Vakfımız bu gelişmelerden fevkalâde bahtiyarlık duymaktadır.

Millî kültürümüz mâdem ki artık umûmî hatlarıyle işlenebilir hâle gelmiştir, o halde meselelerimiz üzerinde, daha köklü neticeler verecek daha ciddî ve husûsî çalışmalara girilebilir demektir.

Bugün Türkiye’nin en mühim meselesi, kendi milletinin ölçülerinden sapmadan kalkınmak ve dünyâ milletleri arasındaki tabiî yerini almaktır. Yâni bir numaralı meselemiz kalkınmaktır. Bu noktada “kalkınma” ve “müesseseleşme” devlet hayâtında yapışık ikizler gibidir. Çünkü aslında, devlet de bir müessesedir; kendisini meydana getiren müesseseler manzumesi içinde bir “merkez müessese” hüviyetindedir.

Kervansaraylarımızın, an’anevî Türk misâfirperverliğine dayanarak binâ edilip asırlarca yaşaması gibi; müesseseler, âid oldukları milletin müspet, istikrarlı haslet ve faziletlerine dayanırlar; ancak bu sâyede uzun ömürlü ve verimli olabilirler.

Fakat millî hasletlerdeki mâhiyet ve mânâ birliği, istikrar, millet fertlerinin tamâmında hâkim olan müşterek bir fikir ve iman zemininin eseridir. Nitekim mâzîmizin parlak devirlerine dikkatle bakarsak görürüz ki, o zamanlar bütün milletçe olduğu gibi münevverler tarafından da kabul edilmiş, yaşanmış, devlete temel teşkil etmiş bir ortak fikir ve îman zemîni vardı. Eski müesseselerimiz arasındaki gâye birliği, verim yüksekliği ve bilhassa bugün eksikliğini şiddetle hissettiğimiz devlet millet kaynaşmasının temeli o zemine yerleştirilmişti.

Elbette insanların yaratılışları, bünye ve mizaçları birbirlerinden farklıdır. Fertlerin fikir ve îman dünyâları diğer insanlarla yüzde yüz intibak hâlinde değildir. Bu tabiidir. Ancak fertlerde aynı milletin mensûbu olmanın getirdiği birçok birleşme ve iştirak noktaları vardır ki, bunlar bir arada mütâlâa edildiği takdirde müşterek bir zemin teşekkül eder. Bir takım yenilenmeler bu zemin için de mukadderdir. Ama yeni nesillere esas unsurlarını kazandıracağımız bu zemin, aynı zamanda millî canlılığımızın teminâtı olur.

Aslında millete bu zemîni tanıtıp kazandırması gereken müessese millî eğitim mekanizmasıdır. Ama, millî eğitimimiz maalesef bu işi bir türlü hakkıyle yerine getirmemiştir. Çünkü iş başına geçen her kadronun kendisine has fikirleri vardır ve kadrolar değiştikçe politikalar da değişmiştir. Dolayısıyle, mevzû millî eğitim de olsa işi görecek olan zümre nihâyet münevver zümresidir ve bu noktada devlet demek âdetâ münevver demektir.

1986-1987 konferans programımızı “Türk Münevverinin Müşterek Fikir ve İman Zemîni Nedir?” suâli çerçevesinde meydana getirilen açık oturumlar serîsi şeklinde tertipleyişimizin sebebi budur. Kubbealtı böylece asırlık kargaşalıklar içindeki fikir dünyâmızın son senelerde girdiği kendine geliş vetîresini göz önüne alarak, bu konuda mütevâzı bir adım atmayı düşünmüştür. Çünkü bu açıdan bakıldığı takdirde yapılacak ilk iş, münevverimizin fikir ve îman anlayışını tesbit etmek ve ancak ondan sonra, bu tesbitler ışığında bütün diğer meselelerimizle birlikte millî eğitim meselesine dönmek olmalıdır. Dolayısıyle senelerdir şikâyetçi olduğumuz halkımızın devletine ve münevverine karşı küskünlüğünün önü alınmış olacaktır. Ayrıca, tamâmen ilmî usûllerle yapılmasını arzû ettiğimiz böyle bir çalışmanın, müesseseleşme ve istikbâle doğru atacağımız adımlar için de sağlam bir zemin meydana getireceği ümîdindeyiz.

Elimizdeki mevzû son derece geniş çaptadır. Pratik netîceler elde edilebilmesi için, sınırlandırılması mecbûriyeti vardır. Nasıl sınırlandırmak gerektiği husûsunda bir hayli düşünülmüştür. Sonunda, metod bakımından hem konferans mevsiminin vereceği imkânlar, hem de dinleyicilerin rahat tâkip edebilmesi keyfiyeti bir arada mütâlâa edilip, mevzûların haftada bir ele alınması münâsip bulunmuştur. Mevzûlar ise yıllardır, konferanslar esnâsında ve sonrasında dinleyicilerimizin ısrarla sordukları sorular içinden, daha çok meselelerimizin fefsefî temellerini alâkadar edenlerin seçilmesi ve bunların kendi aralarında tasnîf edilmesi sûretiyle tesbit olunmuşlardır.

Konferanslarımızda dinleyicilerimizin içine girdikleri bir tavır var idi ki, yıllardan beri dikkatimizi çekmekteydi. Dinleyici, meselelerin umûmî ifâdelerle geçiştirilmesinden hoşnud değildi. Konferanslarda haklı olarak ya yeni bir görüş beklemekte veyâ farklı bir ifâde yoluyle değişik görüş açıları yakalamak arzûsundaydı. Değerli konuşmacılarımız vâsıtasıyle konferanslarımızda da karşılamaya çalıştığımız, bu talebe, bu açık oturumlar serisinde daha geniş ölçüde cevaplar bulmak istiyoruz. Bu maksadla, ele alınacak mevzûları bâzı alt başlıklarıyle birlikte tesbit edip, ilim ve fikir sâhasındaki sâhiplerini bularak onlara tevdî ettik. Mevzû tahlillerinde indî, keyfî bir yol tutulmamıştır. Mümkün mertebe, gençliğimizin cevâbını aradığı sorular gün ışığına çıkarılmaya dikkat edilmiştir.

1986 Aralık ve 1987 Ocak, Mart ve Nisan aylarında, her haftanın Cuma günleri Saat 18.00’den sonra Vakıf konferans salonunda düzenlenecek bu serideki ana mevzûlar: Târih, Din, Töre, Fikir Hayâtımızda Felsefenin Yeri Ne Olmalıdır?, Tefekkür anlayışımız, Dünyâ Görüşümüz, Örf ve Adetlerimiz, İnsan Tipimizin Psikolojisi, Millî Hukuk Sistemi, Devlet Anlayışımızın Zemîni, Batı’da ve Bizde İlim Anlayışı, İlmî ve teknik İnkişaflara Nasıl Ayak Uydurmalı?, Sanatlarımız, Millî İktisat Siyâsetimiz bahisleridir.

Bu mevzûlar, kendi içlerinde konuşmacı adedine göre önce iki veyâ üç ana başlığa ayrılmış ve bunlardan her biri bir konuşmacıya tahsis edilmiştir. Böylece bu tür toplantılarda sıkça görülen, konuşmacıların aynı bahsi tekrarlama tehlikesi önlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca ana başlıklar da yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığımız usûlle alt başlıklara ayrılmıştır. Maksad, birbirine çok yakın gibi görünen mevzular arasındaki farkları belirtmeye çalışmak olduğu kadar, aynı zamanda bir konuşmacıya düşecek yarım saatlik zamânın en iyi şekilde değerlendirilebilmesini sağlamak için, ona düşecek mevzûun hudutlarını çizebilmektir.

Hazırlanan bu program hem konuşmacılarımıza, hem basın mensuplarına hem de dinleyicilerimize dağıtılacaktır. Böylece konuşmacılar serinin bütünü hakkında fikir sâhibi olacakları gibi, diğer mevzûlar içinde kendi konuşmalarının yerini de tâyin edebileceklerdir. Aynı şekilde, basın mensuplan ve.dinleyicilerimiz de dinledikleri konuşmaları bir bütünlük içerisinde görebilecekler, kıyas ve değerlendirme yapabileceklerdir.

Önceki yıllarda olduğu gibi, bu serideki konuşmaları da bantlara kaydedeceğiz. Bantları, yıl sonunda topluca çözerek bir kitap hâlinde yayınlamayı da düşünmekteyiz. Konuşmacılarımızın, toplantı sonunda ellerindeki metinleri vermeleri tabiîdir ki işimizi daha kolaylaştıracaktır. Ortaya çıkacak kitabı ise yetkili mercilere ulaştırmak, memleketin istikbâli üzerinde düşünenlere takdim etmek niyetindeyiz.

Programa dikkatle bakılırsa, sorularla üzerinde düşünülmesi istenen meseleler, istikbâle tesiri olacak, zamâna bağlı olmayan hususlardır. Meseleler suâl hâline getirilirken mümkün mertebe millî geleceğimizin felsefî temellerini verecek mâhiyetteki sorular tercih edilmişlerdir.

Meselâ ilk açık oturumda ana mevzû “Târih”tir. Bir başkan ve iki konuşmacı vardır. Mevzû iki yönüyle düşünülmüştür:

1 – Türk târihinde devamlılık arzeden millî husûsiyetler

2- Türklerin, fikrî açıdan târih boyunca millî gâye ve hedefleri

Türk târihi gibi engin bir sâhada neden bu iki mesele bahse konu edilmiştir?

Bu iki konu seçilmiştir, çünkü bizim aradığımız, fikir ve îman zemînidir. Mevzû târih bile olsa, maksad gelecektir. Târih boyunca değişmeyen özellikler, târihi yapan ve gelecekte de yaşayacak şeylerdir ki, bunları bilmek, istikbâl hesaplarıyle uğraşan münevverlerimiz için basacakları zemîni tanımak demektir. Ayrıca milletler arasındaki büyük yarışta, Türk milleti adına başı çekecek olan münevverlerin, milletin âdetâ genlerine işlemiş gâyelerine, hedeflerine uymayan istikâmetler göstermesindeki yanlışlığın gün ışığına kavuşması; bundan sonraki hedeflerin de, imkânlar nisbetinde tabiî yönelişlere uydurulmaya çalışılması ümit ve temennîsindeyiz.

Diğer oturum mevzûları tesbit edilirken de aynı istikâmetteki düşünceler müessir olmuştur.

Ayrıca serideki mevzûların herbiri, kendisinden sonraki oturumun fikrî-ilmî esaslarının ortaya çıkmasını sağlayacak ve giderek bütünlük kazanacak tarzda sıralanmışlardır.

Konuşmacıların süreleri 30 dakikadır. Konuşmacılardan sonra oturum başkanı mevzûu toparlayacak, gereken neticeleri, hükümleri çıkaracaktır.

Böylece Kubbealtı, haftanın Cuma günlerinde bu serinin tartışıldığı bir akademi havasıyle bir mevsimi daha elinden geldiğince verimli geçirmeye çalışacaktır. Arzû edilen müspet netîceler elde edilir ise, önümüzdeki yıllarda daha husûsî ve hayâtî ehemmiyet taşıyan diğer meselelerimizi akademik tartışma zemînine getirebileceğimizi umuyoruz.

Gayret bizden yardım Allah’tan ve ilgi münevverlerimizden olur ümidiyle.

Hürmetlerimizle..

Kubbealtı Akademisi Kültür ve Sanat Vakfı manevî kurucusu ve mütevellîsi merhume Samiha Ayverdi’nin tensip ve onayı ile Sait Başer tarafından projelendirilip gerçekleştirilen  Türk Münevverinin Müşterek Fikir ve Îman Zemini başlıklı 1989-1990 açık oturum programı:


 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s