Damlalar – 357

Çevreden, kurumlardan gelen telkin ve şartlandırmalarla benimsenenler, “anlama” olmaktan ziyade, boyun eğişlere daha yakın. Anlama, sadece anlayan özne bağlamında gerçekleşen ve daima biricik olmak durumunda bir iç uyanışıdır. Hatta anlama ve onun diğer yüzü olan öğrenme esnasında bir “kendini verme” hali yaşandığından, bu hali bir tür ölüm tecrübesi bile sayabiliriz. Ölüm zevki!
Tabii, ben ben ben derken veya zevahire dalıp gitmişken anlama olmaz ki. Anlama esnasında etraf da benlik de silinmek zorunda…
Hadi bugün, gerçekten nasıl anladığımızı anlıyacağımız bir “ölmeden evvel ölme” zevki yaşamayı deneyelim.
Bu hale isterseniz bir doğum hali de deseniz itiraz etmeyiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s