Ana Muhalefet: Üç Hilâl mi, Altı Ok Mu?

Sait Başer, “Ana Muhalefet Üç Hilâl mi Altı Ok mu?”,  http://eastweststudies.org/en/index.php?sayfa=MAKALELER&link=&makale=255, 09.08.2007

 

Temmuz 2007 seçimlerinden sonra ortaya çıkan tabloda TBMM çalışmalarında CHP’nin anlamsız bir partiye dönüştüğünü görüyoruz. Buradaki anlamsız kelimesi “kendisine ihtiyaç bulunmama” yerine kullanılmıştır. Tabii eğer MHP doğru bir siyâset stratejisi izleyebilirse.

İktidar partisi seçimden sonra bir anayasa projesinden dem vurmaktadır. Anayasa değişikliği demek bir ülkenin bütün düzenini, iç ve dış siyâsetini ve bütün gelecek projeksiyonlarını gözden geçirmesi, yenilemesi ve yenilenmesi demektir.

Gerçi Türkiye’nin böyle bir yenilenmeye uzun zamandan beri ihtiyacı var. Birçok konuda düzeni değiştirememenin maliyeti Türk toplumuna hayli pahalıya patlamıştır. Rejimin üzerindeki askerî vesâyet, başta YÖK olmak üzere bir takım dokunulmaz kurumlar da yaratmıştır. Bu kabil dokunulmaz kurumlar, zahiren sınırlı bir kadroyu ilgilendiriyor görünse de gerçekte milletin entellektüel birikimini etkisizleştirmesi sebebiyle, ülkenin beyin kanaması geçiren bir hasta konumuna düşmesine yol açmaktadır. Sadece bu konu anayasa değişikliği yapmaya değer!…

MHP’nin en azından YÖK’teki sancıyı yüreğinde hissettiği umudunu korumak istiyorum.

Yapılacak yeni anayasa kim bilir belki ne zaman tekrar değiştirilebilme şansını yakalar? Bu şansı verecek bir parlemento aritmetiğine bu ülkenin güçlenmesini, belini doğrultmasını istemeyen odaklar tekrar izin verirler mi? Dolayısıyla gelecek seçimlerdeki iktidar adayları kendi muhtemel iktidarlarını da muktedir kılacak bir anayasa oluşturmak basiretini göstermelidirler.

Bir anayasa değişikliği için AKP’nin 26 oya ihtiyacı var. Bu sayı:

1- DTP + Bağımzızlar,

2- DTP + DSP,

3- MHP, yahut

4- CHP’nin desteğiyle sağlanabilir.

Siyasette her desteğin bir bedeli vardır. Yani hangi grubun desteği elde edilirse, çıkacak metne o grubun taleplerinin yansıması kaçınılmazdır. Dolayısıyla eksiğin dört ayrı yoldan tamamlanma şansı karşısında AKP’nin eli fevkalade rahattır. İstediği değişiklikleri maliyeti düşük tavizlerle sağlayabilecek gibi görünüyor.

Burada önemli olan millî bir anayasa teşkil etmektir. Ya 1. Dünya savaşı mağlubiyet hukûkunun yarattığı, veya bunun üzerine eklenen soğuk savaş yıllarının eseri metinlere mukabil, günümüzün konjonktürü bağlamında yerli, Türk toplumunun tarihî şahsiyetine uygun ve toplumsal dinamiklerimizin önünü açacak bir temel yasa çıkması, MHP’nin parlementodaki müstakbel tavrına büyük önem kazandırmaktadır.

MHP misyoner bir partidir. Misyonu kurulduğu günden beri Türk tarihinin muzaffer karakterini göstermek, topluma yeniden kazandırmak ve bu karakteri güncelleyerek tekrar iktidar yapmaktır. Partinin amblemi bu misyonun sembolüdür.

Türk kamuoyu çok partili hayata geçilen 1950’den beri muhalefet kavramını esas itibariyle CHP’nin şahsında tanımıştır. CHP de misyoner bir partidir. CHP ideolojisi XX. yüzyıl başlarındaki dünya ve Türkiye şartlarının eseridir. Görevi yeni bir toplum yaratmaktı. Ondan beklenen toplumun gerçeklerine ve taleplerine kulak vermek değildir. Toplumu, bir zarurî

yönelişin eseri olarak iyi düşünülmemiş bir Batılılaşmaya doğru değiştirmek ve dönüştürmekti. Bu misyon, ne yazık ki “halka rağmen halk için” pişkinliğine düşürülmüştür. İşin kötüsü Atatürk zamanında bir Kuvva-i Milliye ruhu taşıyan CHP, İnönü’nün elinde ve özellikle 1950’den sonra köklü bir nitelik değişimine uğramıştır. Toplumun çok büyük bir kısmı CHP aleyhine dönünce bu partimiz “Modernleşme, Batılılaşma, 0rtanın solu, Çağdaşlaşma” gibi sloganları paravan etmesine mukabil, aldığı oy kitlesi bakımından sosyolojik olarak önce bir Alevî-Kürt-Laikçi kualisyon partisi kimliğine evrilirken, şimdilerde ise sadece laikçiler + Alevi kitlenin bir kısmını temsil eden ve hatta bilime ve çağdaşlığa da pek yüz vermeyen bir parti konumuna düşmüştür. Bu nitelik, ona oy veren kitlenin dahî menfaatine değildir. Ülkenin ise hiç değil!…

22 Temmuz 2007’de toplumun sunduğu tarihî tabloda CHP ilk defa mecliste (eğer rakipleri dikkatli davranırlarsa) etkisini kaybetmiş bir gruba dönüşmüştür. Aslında bu fotoğraf ufuk sahibi siyâsî liderler elinde CHP’yi de yeniden milleti ve kültürüyle barışmak zorunda bırakabilir. Ülkeye de CHP’ye de büyük iyilik olur.

Aslında alışılmış CHP muhalefeti normal demokratik ülkelerdeki demokratik iktidar alternatifi misyonunu ifa etmemiştir. CHP siyâsî iktidarın demokratik bir muhalifi gibi değil, ama daima rejimin gerçek sahibi sıfatıyla politika yapmıştır. Hiçbir zaman kendisini gerçekten muhalif gibi görmemiş; kuvvetler ayrılığının dokunulmazlaştırdığı yüksek brokrasiyle yaptığı iş birliği sonucunda daimâ iktidarmış gibi davranmış, hatta büyük ölçüde iktidarda kalmıştır.

Bu tarz bir muhalefet bütün sol ve sosyalist temelli söylemlerine rağmen son seçimde oy aldığı sosyete bölgeleri gözönünde tutulursa, gerçekte CHP siyâsî iktidara mukabil ikinci bir iktidar odağı: Oligarşik ve elitist bir iktidar odağı daha yaratmıştır.

İşte MHP’nin dikkatli olması gereken tablo budur. MHP’nin yapacağı muhalefet bu oligarşik iktidara yanaşmalık olmamalıdır. Bu partinin hamurunda emeği geçen, canı, kanı ve alın teri bulunanların haklarının helal ettirilmesi de gerekir. Bir muzafferiyet timsali olan üç hilâl, millî şef ideolojisinin emrine girmemelidir. Üç hilâl altı okun içine sığmaz! Aksi takdirde bize göre MHP tarihî misyonunu tamamlamış ve sahneden silinmiş olacaktır. Çünkü iktidarın DSP + DTP ile eksiğini tamamlamasına fırsat vermek, millet nezdinde aynen CHP gibi MHP’yi de anlamsız kılacaktır. Tabiyatıyla böyle bir sonuca yol açmak tarihî bir vebali yüklenmek demektir.

MHP’nin ileride oy isteyeceği kitle uzaydan gelmeyecek. O kitle bugün AKP’ye oy veren seçmenlerdir; taleplerini AKP’nin şahsında ifade edilir bulduklarından ona yönelmişlerdir. Eğer milliyetçilik bazı mihrakların iddia ettikleri gibi toplumun hali hazır durumuna nefretten beslenmiyor da milletini ve onun tercihlerini başına taç yapıp sisteminin ana ilkesi olarak kabul ediyorsa, MHP’nin parlementodaki görevi açıktır: Bu tercihlerin takipçisi olmak. Değişik bir muhalefet ve alışılmadık yapıcı bir meclis mesaisi sergilemelidir. İktidarı vaadlerini gerçekleştirmesi konusunda sununa kadar zorlayarak, hatta eksik bıraktıklarını hatırlatarak çalışmalı, Türk halkına da dönüp talep ve davalarının takipçisi olduğunu ıspatlamalıdır.

Bugün AKP’ye oy veren kitlenin taleplerini gerçekten yüklenmiş bir MHP’nin ilk fırsatta oylarını da arkasına alması hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s