Nermin Suner Pekin: Ömrü Onun Tevhidi İdi!..

Türk Edebiyatı Dergisi, Sayı: 290, Aralık- 1997, s.19

 

“Ey Sevgili, En Sevgili!”

Sevginin pervânesi, âşık ve sâdık bir gönül daha, senden sana sefer etti. Onu gufrânınla, onu lûtfunla, onu âşık ve sâdık yüreğinin aks-i sedâlarıyla, sevdikleriyle ve sevenleriyle karşıla, sevdiklerinle karşıla… Hasbel beşer eteğine bulaşmış dünya kokularından âzâd eyle. Ey âşıkların âhı, mazlumlann ilâhı! Sen, gönlü kırıklarla berâber olduğunu söylersin. Biliriz, vaadin haktır. O hep, her muhatabında sendeki büyüklükten bir nişan gördü. O sebepten bildik bileli bir secde hâli içinde yaşadı. Muhataplarının önünde, komplekssiz bir tevâzû haliyle beli bükük, boynu omuzlarının içine çökmüş, haşyet hâlini hiç bozmadı.

“Ey Sevgili! En Sevgili!”

Adı kâh Yahyâ Kemal, kâh Nihat Sâmi Banarlı, kâh Sâmiha Ayverdi olup yoluna baş koyan istikamet erleri olsun; kâh Ayşe, Fatma, Ahmet, Mehmet, Ali… adlı emekleyen yavrular olsun, önünden gidenler de, ardından gelenler de, onu daima senin yolunda, aynı ibâdet huşûu ve vecdi içinde buldular.

Ey Dost!

O, senden gelen emrin ebadını ölçmeye kalkmadı. Halktan Hakk’ı ayırmadan hizmetin en görünmezini, kavrayışsızlara en önemsiz görünenini severek alıp, sevgisinde âbideleştiren bir hizmet eri, bir emanet ehli, bir âşık-ı sâdık, küçük görünendeki büyüğü seçen bir nüfûz-ı nazar sahibiydi. önüne “Talebe” diye gelen, sevgisi derinlere kaçmış bir mazharı yumuşacık sarar, ondaki cevherin ezilme, bozulma korkusu duymadan, emniyetle tomurcuklanmasını iddiâsızca beceriverirdi.

Ey Dost!

Hak Dost!

Rab Dost!

Bir mürebbiye sana geldi. Mesleğini Tanrı mezhebi bilen, öğrencilerine senin aydınlığını sunmayı son demine kadar fütursuz, aralıksız bir ibadet neşvesi hâlinde yaşayan bir ezel yolcusu, rahmet kapına baş koydu. O baş, zaten hep senin kapına dönüktü. Onun ışığından bir huzme kapanların, içlerinde bu aydınlığı büyütmelerini, onlara lutf eyle ki, hem onlar hem de onların aydınlığından cihan halkı nasiplensin.

Ey canlar cânı!

Sevgililerin Sevgisi!

Günahkânn Eyvahı!

Müminlerin Allahı!

Onu birçoklan Yahye Kemal, Nihad Sami Banarlı, Kenan Rifâî adlı vücudlara prestij eder sandılar. Halbuki o, bu isimlerdeki zuhûrâta vurgundu. Vurgunluğuna vurulamayanlar, öyle sansalar ne gam!.. O, gergefini  sessizce bir vefa çerçevesinde dokudu. Resimli Türk Edebiyatı Tarihi’nin büyük kısmını bizzat hazırladığı halde, Hitâme’de eserin bütün şerefini hocasına bağışlayıp, zaaflanrını üzerine çekiverdi. Bir biyografisini bile eklemedi. Mîzânından düşen gölgeler arasında Yahyâ Kemal Müzesi, Yahyâ Kemal Enstitüsü’nün ekseri faaliyetleri, Enstitü Mecmuaları, Kubbealtı, Türk Edebiyatı Vakıfları’nın temelleri, sayısız makale, Latîfî’den hazırladığı Evsâf-ı İstanbul gibi nice eser ve nice nice nasipli talebe görünür. Ama o köprü ayakları gibi, yükü taşıyan görünmezlerdendi.

Gergefine uzaktan bakan feraset sahipleri orada: “İş bu nakış, Nermin Suner Pekin’in bir ömür hâsıl ettiği tevhididir” ibaresini görürler.

Ey kendisinden başkası olmayan!

İşte sana “ömürlük bir Kelime-i Tevhîd!”…

Büyük Bâkî lîsânınca: “Allah’adır tevekkülümüz îtimâdımız” dan gayrı ne denir. Rûhu şâd, himmeti hâzır olsun!

Fâtihâlar, Fâtihâlar!..

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s