Devam ve Beka Sırrı

579626_423396577777165_1247573694_n

* Kubbealtı Akademi Mec., Sayı 4, Ekim 1988’de, değerli mutasavvıf ımız Samiha Ayverdi’nin yazı hayatının ellinci yılı münasebetiyle yazılmıştı.
[1] Edebî ve Mânevî Dünyâsı İçinde Fâtih, Sâmiha Ayverdi, 4. Baskı, İst, 1983.

Hazindir… Bizde en hayâtî ve yeni nesillere kazandırılması şart bir çok millî mesele, umûmî meydan nutuklarının içi boş lâkırdıları ile harcanmış ve mâlûm vatan, millet, Sakarya haklı tepkisine düşülmüştür. Yahyâ Kemal’in, dil konusu açıldığı zaman lisânın değerini kavrayamamış sâdedillerin: “Yine mi bu bahis?” demeleri karşısındaki îtirâzını benzeri daha bir çok temel başlık için pek yerinde buluyoruz. Fetih ve Fatih bahsi bunlardan biridir.

Dilimize Arapçadan geçerek tefekkürümüzde derin izler bırakan “fetih” kelimesi, bizim neslin mânâsını neredeyse tanımadığı bir mefhuma işâret ediyor. İlk akla gelen mânâsı; bir beldenin silah zoruyla elde edilmesi, istîlasıdır. Veyâ bizim mantık yapımız böyle anlamaya meyyal. Zîrâ aldığımız eğitimin kazandırdığı muhâkeme, başka türlü değerlendirme imkânlarının varlığını fark etmemize mânî. O yüzden “artık gınâ geldi, yine mi bu bahis?” denmesi belki de bu sebeple yadırganmamalı.

Gerçekten bir beldeyi, bir müesseseyi, fikri veyâ mânâyı yüksek bir îman ve ideale açıp; açılana yeni bir hayâtiyet kazandırırken, açan îman ve idealin de tâzelenmesini anlamak kolay kavranıverecek vâkıalardan değilmiş gibi görünüyor.

Hâlbuki mesele “istîla” yâhut “emperyalizmin herhangi bir türü” şeklinde vaz edilse; bir tahakküm çeşidi, mevcut hırsların tatmînini sağlayan bir ameliye diye yorumlanır ve içinden çıkılıverirdi. Ama öyle değil! Fetihte hırsların tatmîni bir yana, bilakis nefse zor gelenin yapılmasıyla îmânın tâze kana kavuşturulması söz konusu.

Bize göre îman da gelişir, derinleşir, yeni tecrübelerle olgunlaşır. Ancak îman, birikimlerini somutlaştırmak için yeni tecellî sâhalarına muhtaçtır. Çünkü kuvvedeki inkişaf için bâzen mevcut yapı kâfi gelmeyebilir. Farazâ Bursa Ulu Câmii, mîmârimizde bir merhale; Süleymaniye’yi vücûda getiren birikimin kaynaklarından sayılır. Fakat Süleymaniye’yi inşâ etmek için yeniden Ulu Camii’n arsası kullanılamaz. Süleymâniye için yeni bir mîmar, daha ufukta bir arsa, daha boyun eğmez güzellikte bir şehir vs. lâzımdır. Fakat önce Fâtih lâzımdır.

Fâtih lâzımdır. Çünkü Fâtih olmasa, îman, geldiği merhalede enerjisini boşaltamayıp donacak; hareketsizlik zamanla katılaşma ve atâlete sebep olarak, mevcut enerjinin menfî mânâda deşarjını berâberinde getirecektir. Menfî deşarj, yâni kendi kendini tahrip, yâni fesada uğrama, kokuşma…

Bu noktada “fetih” îmâna yeni tecellî sâhaları açarken, açılan tefessüh etmiş sâhaya tekrar hayat bahşetmek misyonunun adı olmaktadır. Yâni fetih, Muhterem Samiha Ayverdi’nin eserlerinde çok sık temas ettiği “devam ve beka sırrı”nı bünyesinde taşıyan bir ilâhî operasyon mâhiyetindedir. Burada fethi sâdece belde ve ülkelerin zabtı diye anlamamalıdır. Fikir, ilim ve mânâ ufuklarını genişletmek yeni bir ruh kazandırmak da fethin mânâlarına katılmak gerekir.

Fetih ihtiyacı, aslında o ihtiyâcı taleb eden kütlelerdeki iç yapılanmanın zorlaması ile zuhûr etmektedir. Ancak o talebi gerçekleştirmek, talep sâhibi kütleler nâmına harekete geçecek kahramanların işidir. Aziz kalemimiz Ayverdi bunu kütlenin ortak şuurundaki talebin bir şahısta kişileşmesi diye târif ediyor ve misal olarak da Fâtih’i veriyor. Fâtih kütle alt şuurundaki kuvveyi fiile çeviren, istikamet ve muhtevâ kazandıran beyin mesâbesinde, hareket kazandıran dinamo mevkîindedir. Çünkü tabiat durgunluğu sevmeyen, sukût eden uzvu tasfiyeden bir an bile geri durmayan yaradılıştadır.

Beşerî sistemlerdeki mevcut fesat unsurları, müsbet faaliyet yavaşladığı yâhut durduğu anda iç yapıyı kemirip çökertmek istidâdını derhal icrâ ettiğinden, dâimâ kontrol altında tutulmaları gerekir. Fesadı emniyetle kontrol etmek –tabiat hareketsizlik ve boşluğun kaldırmadığı için- müspet aksiyonun devâmına bağlıdır. Müsbet yöndeki aksiyon akl-ı selîme dayalı hayâtın temînâtıdır.

İşte Fâtih bu aksiyonun insanıdır.

Fetih de bu mânânın kristalize misâli…

İstanbul’un fethi hem tükenmiş Bizans’ı yeni bir mânâ ve terkib elinde diriltmiş, bu coğrafyayı beşeriyete tekrar kazandırmış, hem de Osmanlı’ya coğrafî vahdet ve Hıristiyan Batı’nın en mükemmel örneği “Bizans’a galip medeniyet” psikolojisi ile Türk-İslâm medeniyetine yeni bir moral getirmiştir. Bizce Fâtih bu sebeplerle de fevkalâde mühimdir.

Ancak II. Sultan Mehmed, sâdece İstanbul Fâtihi olarak ehemmiyet taşımaz. O daha çok Türk târihinin en dikkate değer üç büyük terkip hazırlama devrinden birisini temsil etmesiyle mühimdir. Fâtihliği İstanbul ve diğer memâliki zabtından başka, ilim, fikir, san’at, hukuk, müesseseleşme ve îman sâhalarında da tecellî etmiştir.

Türk târihinin bizce üç büyük terkib devri vardır.
Birincisi: Motun (Mete)’un 24’lü Oğuz Boy Teşkîlâtı ile tesirleri hâlâ günümüz ordularında süren 10 lu askerî sistemi kurarak, Türk milletine yüzlerce yıllık bir dinamizm kazandırdığı büyük milletleşme devridir.

İkincisi: X. asrın ilk yarısında İslâm dînine girmemizle başlayıp Anadolu Selçukluları’na kadar uzanan yeni yapılanma devridir, ki en güzel müesseselerini Anadolu’da 4 lü teşkîlat sistemiyle (Anadolu Ahîleri, Bacıları, Abdalları, Gâzileri) vermiştir. Bu devrin tesirleri ve kurulan müesseseler, dünyâyı kasıp kavuran Moğol istîlâlarına rağmen Fâtih devrine kadar Anadolu Türklüğünü ayakta tutmaya yetmiştir.

Ancak Fâtih devri artık yeni bir terkîbe ihtiyâcın tekrar gün ışığına çıktığı bir asra isâbet eder. Meşhur Timur felâketi, ardından uzun bir Fetret devri sebebiyle toplumsal yapıdaki zaafların bütün vahâmetiyle su yüzüne çıkması, Fâtih devrinde bünyeye yeni bir ruh üfleme, bir seri hamle yapma gereğini doğurmuştu.

İstanbul’un fethi, devleti tam orta yerindeki bir düşmandan kurtarmak yönü de dâhil edilse bile bu hamlelerden yalnız ilkidir. Belki diğer hamleler yanında basit bile kalır. Ama fetih, II. Sultan Mehmed’in dehâsıyla berâber îman ve aksiyonuna sâha açmıştır.

Fâtih devri kanunnâmeleri, târihimizde Osmanlı’nın gelecek asırlardaki şemalarını taşımakta; mîmârî ve şehircilik anlayışı, medeniyetimizin mekân fikrindeki tevhîde giden tekâmül çizgisini ortaya koymakta; ilim, fikir ve san’at anlayışındaki ileri görüşlü kuşatıcı politikaları toplumun derûnî inkişâfının mekanizmalarını kurmaktaydı.

Ne yazık ki Fâtih’den sonra başka fâtih çıkmadı ve onun düşünceleri gerçek değeriyle hayat sahnesinde tam olarak fiile kavuşamadı. Ama fikirlerinden tahakkuk edenleri bile, Osmanlı Devleti’ni cihan devleti yapmaya yetti.

Bugün hâlâ Türk ve İslâm âlemi onun prensiplerine muhtaçtır. Meselâ:

Coğrafi vahdet fikrine muhtaçtır.

Devlet politikasında dünyâyı kendisine bağlanmak zorunda bırakan dâhiyâne siyasetlerine,stratejilerine muhtaçtır.

İlim, fikir ve san’atta koyduğu serbest ve hürmetkâr tavra muhtaçtır.

Müsâmahasına muhtaçtır.

Millî hukuk anlayışına muhtaçtır.

………….

Belki de en mühimi, İslâm’a hizmet idealizmi ile saf, taassubsuz tevhîd anlayışına muhtaçtır.

Bu listeyi uzatmak mümkün. Ama onun îmânını aksiyona tercüme edişine, yâni taşıdığı Fetih Rûhu’na muhtaçtır ki hangisinden vaz geçelim?

Burada, hep söylenegelen Fetih Hadîsi’nden, Fâtih’in Rönesans’ı başlatan çağ açıcılığından, Şâhi toplarından, atını denize sürmesinden, gemileri karadan yürütüşünden… söz etmeyişimiz; Uzun Hasanlardan, patriklerden uzak duruşumuz, yazının ruhunda o vak’aların ana fikirlerine temas edildiğine inanışımızdandır.

Hasılı:
Osmanlı’da Fâtih’i tanımak biraz da potansiyel ruh enerjimizi, fıtratımızda gizli millî kudretimizi tanımak gibidir.

AYVERDİ ANNE’nin FÂTİH üzerinde onca duruşu ve Osmanlı büyüklerinden sâdece Fâtih hakkında müstakil bir eser[1] vücûda getirmesi, kendi misyonu ile onun misyonu arasındaki mânâ birliğinin icâbıdır diye düşünüyoruz vesselam.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s