Kubbealtı’ndan Türkistan’a

1457625_470181546432001_963660311_n

 

Kubbealtı Akademi, Sayı:4, Ekim 1990, ss.68-70.

(Bir hatırlama zevkine dostları da ortak etmek adına!)

Geçen 28 Ağustos- 6 Eylül tarihleri arasında, on gün süren bir Özbekistan-Azerbaycan seyahatine katıldık. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı’nın Prof.Dr. Turan Yazgan başkanlığında tertiplediği bu gezi, katılan 160 birbirinden değerli ve güzel insan üzerinde önceden hesaplanamayan derin izler bıraktı. Sevgili ve bilgili rehberimiz Halil Açıkgöz’ün üstün gayretleri ve tükenmez millî heyecanından doğan hizmetleri arasında geçen ecdad topraklarındaki bu on gün zarfında, gâhi yüksek voltajlı sevinçler, gâhi kahreden hüzünlerle içimiz içimize sığmadı, dolduk dolduk boşaldık.

Semerkant, Buhara ve Bakü cedlerimizin bütün varlıklarını sebil sebil akıttıkları birer Müslüman-Türk şehri olarak tarihî ve manevî havalarıyla bizleri öylesine içlerine alıverdiler; hasretle yavuklusuna koyun açan âşıklar gibi bütün güzelliklerini ayaklarımızın dibine serdiler ki, sevgili yol arkadaşım Yağmur Tunalı’yla bir sohbette söyleştiğimiz gibi anlatmakla anlaşılmaz ve hakikaten görenlerle görmeyenler bir olmaz.

Çocukluğumuzdan beri tarihe dayalı bilgiler çerçevesinde, hemen hemen her medeniyet hamlemizin arkasındaki fonu teşkil eden, efsânelere karışmış bir Semerkant bize hayaller, rüyâlar ülkesi gibi gelirdi. İmam Mâturidî’den beri Türk’e İslâm mayasının çalındığı bu ata şehrinin halâ Türk-İslâm hüviyetiyle kalabileceği doğrusu aklımıza gelmezdi. Halbuki gözlerimizin önüne serilen bu mübârek ve mahzun belde âdetâ: “Ben Bursaların, Konyaların, Üsküplerin, Kerküklerin, Erzurumların atasıyım. Onca senelik îmansızlar talanına rağmen, bir harâbemle bile geçmişimdeki muhteşem medeniyete şâhitlik edebilirim. En zengin fikir ve îman devirlerinin beşiği olduğumu gösterebilirim!” der gibiydi. Nitekim sanat tarihinde Türk sanatını yok farz eden Batılıların literatürlere almadığı her biri bir şaheser olan Tümur’un Cuma Mescidi, Hâce Ahrar Külliyesi, Hz. Hızır Camii, Uluğ Bey Rasathânesi, Bibi Hâtun Külliyesi…gibi âbidelerin her biri, eğer birazcık sanattan anlıyorsak cihan değer millî hazinelerdi.

Sonra Buhara’ya geçtik.
Semerkant-Buhara arasındaki engin Bozkırda kolhozlaştırılmış Türkmen köylerinde yalınayak dolaşan Türkmen kızları ve çocukları gözlerimizin önünden acı sahneler şeklinde akıp gitti. Zerefşan ovasında hasbelkader karşımıza çıkıveren ayakta kalmayı becerebilmiş bir kervansaray taç kapısı, bu yoksulluk karşısında zengin ve sırlı devletlerinin destanını dinleyecek hikmet ehli gönüller arar gibiydi.

Semerkant’taki taş ve çini sanatına nazire yaparcasına Buhara’da ahşap malzemeyle yaratılmış, asırların öncesinden mesajlar getiren âbideler karşısında sarhoş olmamak kabil miydi? Buhara’nın aynalı (simetrik) Çifte Medresesi, Âlî Mescidi, zümrüt zümrüt mavi kubbeleri… Hele hele Semerkant’taki Emir Buhârî Külliyesi’nin can yoldaşı gibi Buhara’nın mânevî sâhibi Şâh-ı Nakşîbend Hz.nin türbesi, dergâhı… Bir yaralı yürek gibi, kendi yurdunda esir düşmüşlüğün ıztırabına rağmen, varlık zamanlarının el açıklığını bağrından fışkıran asmaların iri salkımlarıyla, ziyaretçilerine gönlünü verircesine uzatarak devam ettiren Hz. Nakşibend’in dergâhı, etrafındaki günlük hayatın çelimsiz Özbekleri ile her bakımdan kavrukluğun tezatları içinde görünüyorlardı.

Özbekler Türk’tü, Özbekler Müslümandı. Ama Özbekler Türkistan’ın orta yerinde yirmi küsur milyon nüfuslu dev bir kütle olduğu için, Bütün Türkistan’ın kıyamından çekinen düşman, onlara öyle yüklenmiş, öyle uyuşturmuş, öyle ezmiş, öyle sömürmüş ve en fenası öyle cahil bırakmıştı ki!… Aynı zamanda Özbekler fukara, Özbekler yaşama şevklerini yitirmiş, Özbekler duygularını kaybetmek üzere idiler. Ama düşman ne tür fitne çıkarırsa çıkarsın, kendisini uyaracak şuurdaki Ahıska (Mesket) Türkleri ile arasında ne kadar ihânet tohumları ekerse eksin, Özbek Türkleri bir yandan da uyanıyor, bu oyunları temelinden söküp atacak bir BİRLİK hareketine yöneliyorlardı. Biz oradaki birlik liderlerinden bu cephenin daha şimdiden bir milyon üyesi olduğunu öğrendik. Mevcut Özbek komünist yönetiminin mensupları bu uyanıştan çok korkuyorlardı. Kendilerinin itaatini sağlamak için önlerine rejimin koyduğu imkânları elden kaçırma korkusuyla milletine ihânetlerini sürdüren bu kadrolara rağmen, çevrilen dolaplardan şuurlu Birlik lider kadrosunun haberli olduğunu görmenin iç huzuruyla Bakü’ye uçtuk.

Bakü’de hava alanından itibaren coşkun Âzerbaycan Türkleri ile sarıldık. Birçoğumuz Semerkant ve Buhara’nın aksine, insanların sınırsız sevgisine karşılık verebilme uğruna şehri gezme fırsatı bile bulamadık. Öylesine canlı, istekli, şuurlu idiler ki!.. Büyük bir millet olduğunu iliklerine kadar hisseden böyle bir insan topluluğuna yeryüzünün başka bölgelerinde rastlanır mı, bilmem…

Keşke buralardaki millet olma şuurundaki diriliğin onda biri bizim yurdumuzda da bulunsaydı diye hayıflandığımızı itiraf etmek mecburiyetindeyiz. Keşke olsaydı… Herhalde Türkiye şimdi bulunduğu yerin çok ilerilerindeki bir seviyeye kavuşur, dosta düşmana karşı başımız yerde olmazdık. “Şimdiye kadar nerelerdeydiniz?” zehir gibi sitemlerine de alnımız ak cevap verirdik.

Bakü çevresindeki bir gecekonduya, ısrarlı, gönülden davetleri yüzgeri etmemek için gittiğimiz vakit, daha kapıda şerefimize (tabiatıyla şahsımızda Türkiye ve Türklük şerefine) kesilen kurbanlar, asla ücret kabul ettiremediğimiz taksi şoförleri, sokakta “Merhaba” dediğimiz her insanda hemen hemen üniversite mensupları yahut muhalif liderlerde gördüğümüz millî şuura denk bilgi ve heyecan… Yurdumuzda Türklüğün ayıp, hatta suç telâkki edildiği dönemleri ve toplulukları yaşayıp gören bizlerde, nasıl sarhoş edici bir saadet-ıstırap karışımı duygular uyanmıştır anlatılamaz!..

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s