İnkardan İmana Varmak

Sait Başer, “İnkârdan İmana Varmak”, Damlalar, Ramazan Dergisi 28, Tercüman, İstanbul, 11.05.1988

Hâbil’le Kabil’den beri kavga, mücâdele ve zıtlaşma hilkatin şaşmayan kanunlarından… Hem maddî hem de mânevi sahalarda eşyanın tabiatına sinmiş bir özellik bu. Tabiatta çekim ve merkezkaç kuvvetleri, acı ve tatlı, yakan ve söndüren, aydınlık ve karanlık… gibi sonsuz bir ikilik mevcut… Kâinatı düalist telâkki içinde izaha kalkışan eski din kurucuları bu manzara karşısında pek haksız değiller.
İrfanımızda bu umumi manzara Tevhidci bakış açısıyle görülür ve “Allah câmiü’l-ezdâddır” formülüyle açıklanırmış… Her türlü tezad Hakk’ın bünyesinden zuhur eder mânâsına… Ama bir başka noktadan düşünüldüğü takdirde zıtlıkların anlamını yitirip, yerini bir tür sükûnete terk ettiği görülür. Buna göre, zıtlık her şeyin muhtelif derecelerinin yan yana gelmesi halidir. Meselâ sıcak ve soğuk dediğimiz birbirine zıt iki unsur, aslında aynı atmosferin ısı derecesindeki hareketi anlatmaktadır. Bu mantığı umumileştirmek mümkün. Ancak görecelilik de daima söz konusu. Artı beş derece, eksi beş dereceye göre sıcak olduğu halde, artı yirmi dereceye göre soğuktur.
Bizim fikir ve ruh dünyalarımızda da benzeri kavgalar sürüp gidiyor. Vicdanlarımızla bencil hırslarımız arasındaki mücadeleler kesintisiz devam ederken, iç dünyamızda şüpheler, inkârlar, isyanlar kadar iman, aşk, cezbe ve istiğrak da her an yeni terkipler yapmaktadırlar. Bu esnada ortaya çıkan yelpazede iman ne kadar mümkünse inkâr da o kadar mümkün…
İnkâr edeni ayıplamadan evvel samimiyetini kontrol etmek mümkün olsaydı keşke. Çünkü samimiyetle inkâr eden, farz edelim namuslu bir adam, inkâr ettiği sistemin cevap verdiği bütün soruları karşılamak zorundadır. Çelişkilerini gidermeye mecburdur. Her türlü tenkidi karşılayacak ölçüde bir fikrî salâbet kazanması zarurîdir.
Ve…
Bize öyle gelir ki; berrak muhakemelerle hayatı kuşatan sorulara cevaplar bulmak gayreti, insanları makul bir noktaya getirebilir. Her sorunun cevabını vermek insan iktidarının haricindedir muhakkak; fakat bulabildiğimiz cevaplar İslâmî, varacağımız yer yine İslâm olacaktır. Mevlânâ: “Keşke inkâr edip imana varanlardan olsaydı” diyor, kendisine günahsız olduğu söylenen kişi için.
Hadis-i şerif mâlum: “Eğer siz günah işlemeseydiniz, Allah sizi helak eder ve yerinize, günah işleyip, peşinden tövbe eden kullar yaratırdı.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s