Hizmet – Meslek

Sait Başer, “Hizmet – Meslek”, Damlalar, Ramazan Dergisi 20, Tercüman, 03.05.1988

Hizmet, İslâm’da ve Türk millî kültüründe öğülmüş, yerine ikinci bir değer konması güç pırlanta mefhumlarımızdandır.

Eski Türk kültüründe, meselâ Kutadgu Bilig’deki akislere göre bu değer, aynı zamanda ibadet mânâsını da taşıyan “Tapug” kelimesiyle ifade edilirdi. “Tapugsuz” kişi, Töre ve devlet otoritesini hiçe sayan âsî kimseydi. Hizmet ve ibadet mefhumları yanında devlet fikrinin de yer alması hizmet, Tanrı ve devlet kavramları arasında münasebet kurulduğunu gösterir.

Ancak bu mahiyette bir hizmet için Töre bilmek şartı vardı. “Kul” adının hizmetle güzelleşeceğine inanılırdı. Hizmet ehli olan, bu yolla Tanrı ‘nın kutuna ulaşır, bey bile olurdu…

Bektaşiler’e yakıştırılan “Baba himmet, oğul hizmet…” deyimi ne hoştur.

“İnsanların efendisi onlara hizmet edendir” Resul buyruğu bize pek tesir etmiştir. Mevcut telâkkimizle birleşen İslâmî yorumun Yavuz’daki tecellisi hayranlık uyandırır.

Kahire fethedilmiş, Mekke ve Medine’nin anahtarları Yavuz Sultan Selim’e sunulmuştur. İlk cuma hutbesi okunmakta ve Yavuz’a Halîfe sıfatı ilk defa verilmektedir.

Hatib, Âl-i Osman’ın hâkim olduğu yerleri sayar sayar da sıra Mekke ve Medine’ye gelince teamüle uyarak “Hâkimü ‘l Haremeyn” diyecek olur. Yavuz fırlar yerinden: “Hâşâ hâşâ, Hadîmü’l Haremeyn, Hadîmü’l Haremeyn!.. Hâkimü’l Haremeyn değil!” itirazında bulunur. O günden sonra cihan sultanları hutbelerde daima Mekke ve Medine sözkonusu olduğunda o mukaddes diyarların hizmetkârı olduklarını söylettiler.

Hizmet, nefisten vermektir.

Güçten, zamandan, akıldan, gönülden… “vermek”tir.

Verdikçe almak, hizmet ettikçe efendilik beratı kazanmaktır.

Hani bize “Efendi Millet” derler ya! Tek sebebi Hak rızasına hizmet ehli oluşumuzdur.

Toplumumuzun başlıca müesseselerinden tekke, insan yetiştirirken hizmete koşmak suretiyle adam yetiştirirdi. Hizmet, manevî yükselişin ön şartıydı. Bazıları tarikatı iki kelimeyle özetlerlerdi: Hizmet ve muhabbet.

Derviş’in kemal durağına çıkış yoluna “Seyr-i sulûk” denir, “çile” denir, bir de “hizmet dönemi” adı verilirdi.

Meslek kelimesi ise içinde seyr-i sülûkun gerçekleştiği maişet temin alanına ad olmuş! İlginç değil mi?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s