Dinlemek…

Sait Başer, “Dinlemek…”, Damlalar, Ramazan Dergisi 12, Tercüman, İstanbul, 26.04.1988

Koca Mevlâna, asırlara ve âşıklara ferman eserine, o büyük “kitab”ına

“Dinle neyden…” diye başlamış. Hz. Kenân Rifâî diliyle “Allah Kur’ân’ında işitmeyi görmekten faziletli göstermiş, Kurân’da işitmenin faziletinden bilhassa bahsetmiştir.” (Kenan Rifâî, Şerhli Mesnevî-i Şerîf, İstanbul, 1973, s.3.)

Yusuf Has Hâcib’e göre ise “vücudun gıdası yiyecektir ve ağızdan, ruhun gıdası ise sözdür ve kulaktan girer. Kutadgu Bilig hikmeti gönül denizinin dibinde bulunan inciler diye tarif eder. Bu akılla tespit edilir, sözle nakil.

Tabii sözü neyden dinlemelidir.

Mevlânâ’nın neyi kâmil insandır. Hakk katından, hikmet denizinden alıp, kendi derûnî tecrübesi süzgecinden geçirdiği hakikatleri söze çevirip, saza çevirip insanlara armağan eden Kamil insan…

Yunus’tan
Bir deryâya dalmak gerek
Bir cevher çıkarmak gerek

dediği de o …

Safiye Erol’un:
“Üslûp sanatkârın müthiş ve meçhul bir bölgede yaşadığı müthiş ve meçhul bir mâcerâdan yâdigâr kalan ihtizâzlardır”

dediği de…

İşte Yunus yine söylüyor:

Bir sözü söylemek gerek
Melekler de bilmez onu

Bize de dinlemek düşüyor:

Dinle neyden ki hikâyet etmede
Ayrılıklardan şikâyet etmede

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s